(506 S. K. m. 2, 6, 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01.12.1980 tarihi itibariyle en az bir gün çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumu Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Arınmış tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı adına düzenlenen 01.12.1980 tarihli işe giriş bildirgesinin, davalı Kuruma süresi içerisinde verildiğinde uyuşmazlık bulunmamakta ise de; 506 sayılı Yasanın 108. maddesi uyarınca sigortalılık başlangıcı yönünden salt işe giriş bildirgesi verilmiş olması yeterli bulunmadığından, ayrıca Yasanın 2. maddesinde öngörülen şekilde eylemli çalışmanın da aranması gereği vardır.
Gerçekten, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'nın 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere; sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, sigortalılıktan söz edilemez. Somut olayda da, fiili çalışma olgusu inandırıcı nitelikte kanıt ve olgulara dayanılarak yöntemince kanıtlanmamış olup, yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli değildir.
Bu çevrede, fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte, 506 sayılı Kanun'un 79. maddesinde belirtilen ve sigortalının çalışma gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleri ile birlikte ortaya koyan aylık sigorta bilgileri ile, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 17. maddesinde belirtilen dört aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Nitekim yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de, fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez.
O halde, sigortalılıktan söz edilebilmek için, eylemli çalışmanın varlığı, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında saptanan ilkeler ışığında ele alınmalı ve 506 sayılı Kanunun 79/10 maddesine dayalı bulunan sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her davanın, sigortalılığın tespiti istemini de içermekte olduğu yadsınamaz. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır.
Bu nedenledir ki; işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak, diğer yasal belgelerin bulunmadığı durumlarda, çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı ve özellikle kamu düzenine dayalı bu tür davalarda, hakim, görevi gereği, re'sen soruşturmayı genişleterek, sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemesi gerekir. Bu açıklamalar uyarınca Mahkemenin, 01.12.1980 tarihindeki 1 günlük çalışmanın fiili olup olmadığı araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy