(6183 S. K. m. 54, 55, 58, 79)
Dava: Davacı, ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi T.Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Bilindiği gibi 6183 Sayılı Kanunun "3. şahıslardaki menkul malların alacak ve hakların haczi" başlığını taşıyan 79. maddesi hükmüne göre; kamu borçlusunun 3. kişilerdeki anılan madde kapsamına giren taşınır mal, alacak ve haklarının haczine ilişkin bildirime karşı 3. kişi tarafından 7 gün içerisinde itiraz edilmediği taktirde mal elinde, borç zimmetinde kalmış sayılır ve 3. kişi bu kanun hükümleri çevresinde takibata tabi tutulur. 3. kişinin bu kanun hükümleri çevresinde takibata tabi tutulması ise; zimmetinde sayılan borç nedeniyle 3. kişi hakkında, 6183 Sayılı Kanunun 54 vd.'daki "cebren tahsil ve takip esasları" na ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda 3. kişiye karşı zimmetinde sayılan bu borçtan dolayı cebren tahsile geçmeden önce anılan kanunun 55. maddesi hükmünde öngörülen bilgilerin tümünü içeren bir ödemeye çağrı yazısının ( ödeme emrinin ) tebliğ edilmesi yasal zorunluluktur. Bir başka ifade ile kamu alacağı için "ödeme emri" çıkarılmadan haciz uygulanması ve diğer cebren tahsil yollarına başvurulması kanuna aykırıdır.
Somut olayda; dava dışı kurum borçlusu olan kişinin prim ve ferilerinden oluşan borcundan dolayı 6183 Sayılı Kanunun 79. maddesi kapsamında gönderilen haciz bildirisine karşı üçüncü kişi konumundaki davacı Belediye Başkanlığı, 7 günlük yasal süre içerisinde kuruma itirazda bulunmadığından borç zimmetinde sayılmış ve bu borçtan dolayı aleyhine ödeme emri düzenlenerek tebliğ edilmiştir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi hükmüne göre kendisine ödeme emri tebliğ olunan kamu borçlusu, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde açacağı iptal davasında "böyle bir borcu olmadığı" nedenine dayanabilir ve hukuken ve maddeten böyle bir borcun bulunmadığı kanıtlandığında ödeme emri iptal edilir.
6183 Sayılı Kanunun 79. maddesi hükmünde öngörüldüğü üzere yasal sürede itiraz edilmemesi nedeniyle haciz bildirisinin kesinleşerek hacze konu borcun 3. kişinin zimmetinde sayılması takip hukuku kapsamında bir kesinleşme olup bu durumun; özellikle 6183 Sayılı Kanunda, İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesine eşdeğer bir hüküm bulunmadığı, bir başka ifade ile menfi tespit davası açılmasına yasaca olanak tanınmadığı olgusu gözetildiğinde; ödeme emrine itiraz kapsamında iş mahkemesinde açılacak bir davada 3. kişinin maddi hukuk anlamında borçlu 0lmadığını kanıtlamasına yasal engel oluşturmayacağı söz götürmez. Şu halde 3. kişinin 6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi hükmüne göre kurum aleyhine açacağı ödeme emrinin iptali davasında kurum borçlusuna karşı borcu olmadığını veya malın yedinde bulunmadığını iddia ve ispat etmesi de olanaklıdır.
İnceleme konusu davada yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek işin esasına girilip gerekli araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra kanıtların değerlendirilmesi sonucu bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece, haciz bildirisine karşı yasal süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle dava konusu alacağın davacı zimmetinde kabulü ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy