(1479 S. K. m. 24)
Dava: Davacı, kurum işleminin iptaliyle, 01.11.1997 tarihinden sonra 1479 Sayılı Yasaya göre zorunlu sigortalı sayılamayacağının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi O.B. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, davacının 01.11.1997 tarihinden sonra 1479 Sayılı Yasaya göre zorunlu sigortalı sayılamayacağının tespiti ile aksi yöndeki kurum işleminin iptaline ilişkin olup, yasal dayanağı 1479 Sayılı Kanunun 24. maddesidir.
Anılan maddeye göre limited şirket ortakları ile anonim şirket kurucu ortakları ve yönetim kurulu üyesi olan ortakları Bağ-Kur sigortalısı sayılırlar.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden davacının limited şirket ortaklığından dolayı 24.04.1995 tarihinden bugüne kadar sigortalılığının devam ettiği, 01.03.1999 tarihinden itibaren de zorunlu SSK'lılığının devam ettiği anlaşılmaktadır. Limited şirket ortağı kendi işini bizzat yürüten kişi olduğundan, ortaklık sıfatıyla yürüttüğü çalışmaları dolayısıyla Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalısı olamayacağı, esasen 24. madde hükmü karşısında Bağ-Kur sigortalısı olması gerektiği, dairemizin yerleşmiş içtihadıdır.
Ne var ki, somut olayda, davacının Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalılığı limited şirket ortaklığına değil, 01.03.1999 tarihinden itibaren 21029395.34 sicil sayılı İstanbul işyerinde, 2001 yılından itibaren Balıkesir ve Muğla'daki ( hizmet akdin e ) dayalı 506 Sayılı Yasaya tabi zorunlu sigortalılığına dayanmaktadır. Bu sebeple davada çözümlenmesi gereken konu, davaya Sosyal Sigortalar Kurumu da dahil edilerek doktrin ve uygulamada "çakışan sigortalılık" olarak tanımlanan ve aynı dönemde birden fazla sigorta kurumuna tabi sigortalı çalışmalardan hangisine üstünlük tanınması gerektiğinin, baskın çalışmanın hangi kuruma tabi olduğunun tespitidir.
Dairemizin bu konudaki görüşü, aynı döneme rastlayan gerçek ve fiili sigortalı çalışmalarından hangisi kişinin hayatında ekonomik olarak baskın çalışma niteliğini taşıyorsa o çalışmaya üstünlük ve geçerlilik tanınması gerektiği yönündedir.
Mahkemece, davacının ortağı bulunduğu limited şirketin, davaya konu dönemde ticari faaliyetinin devam edip etmediği, davacının bu dönemde ekonomik olarak gelirinin şirketin ticari defterleri incelenerek ne miktar olduğu belirlenmemiş, ayrıca, davacının çakışan sigortalılık süresi yönünden de yine ekonomik olarak baskın çalışmasının hangi kuruma tabi olarak geçtiği araştırılmamıştır.
Mahkemenin yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda tespiti istenen dönemde hangi sigortalı çalışmanın baskın nitelikte olduğunu araştırarak sonucuna göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu davanın reddine karar vermiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy