(3201 S. K. m. 1, 3, 6) (2004 S. K. m. 72) (506 S. K. m. 60) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Davacı, 3201 sayılı yasaya göre yurtdışı borçlanmasının geçerli sayılmasına kesilen aylığın aynı tarihten itibaren yeniden başlatılmasına ve Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Taş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalı Kurumun temyizine gelince;
Davanın yasal dayanağı 3201 sayılı Kanunun 3. ve 6. maddeleriyle 506 sayılı Kanunun 60. ve müteakip maddeleridir.
Davacı yurtdışı borçlanması yaparak yaşlılık aylığına hak kazandığını, kesin dönüş şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı Kurumun yaşlılık aylığını kestiğini ileri sürerek borçlanma ve tahsis işleminin yasaya uygun olduğunun, tespiti ile aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme, tarafların beyanları ile dosyaya ibraz edilen bilgilerin incelenmesi ve hukuki yönden değerlendirilmesi için dosyayı Avukat bilirkişiye tevdi etmiş ve rapor doğrultusunda, borçlanmanın geçerliliğine, yurtdışında fiili çalışmanın söz konusu olduğu 06.06.1994 ile 31.07.1994 tarihleri arasındaki dönem hariç, davacıya yapılan yaşlılık aylığı ödemelerinin yasaya uygun ve geçerli olduğuna karar vermiştir.
HUMK'nun 275. maddesine göre mahkeme, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin görüşüne başvurabilir. Madde hükmünün kapsamı dışında kalan ve esas itibariyle hakimlik mesleğini ilgilendiren konularda, özellikle de mevcut yasa hükümleri ile delil durumuna göre uyuşmazlığın hukuka ve hakkaniyete uygun şekilde çözümlenmesi için bilirkişi görevlendirilmesi mümkün değildir. Nitekim söz konusu maddenin devamında Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve Hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez hükmüne yer verilmiştir. Bu sebeple, mahkemenin hukuki uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi raporu alması yasaya aykırı bulunmuştur. Kaldı ki hükme esas kılınan bilirkişi raporunun yetersiz ve hatalı olduğu görülmüştür.
3201 sayılı aylık tahsisi ile ilgili 6. maddesi sigortalıya aylık bağlanmasını yurda kesin dönülmüş olması şartına bağlamıştır. Yurtdışındaki çalışma olgusu kesin dönüşe engel olduğu gibi, Alman sigorta merciinden işsizlik sigortası veya hastalık sigortası yardımı almak da sigortalının yurtdışından dönmediği anlamına gelir. Zira H.G.K 22.04.1998 tarihi ve 1998/284-300 sayılı kararında da ifade edildiği gibi, Almanya sigorta merciinin iş gücünü Alman iş piyasasına sunmayan bir yabancıya bu tür sigorta yardımlarını yapması mümkün değildir.
Dosya ekindeki sigortalı tahsis dosyasında Alman sigorta merciine ait yazının fotokopisi mevcut ise de bunun tercüme ettirilmediği görülmüştür. Davacının hangi tarihler arasında yurtdışında çalıştığı, işsizlik ve hastalık yardımı aldığı belirlenmeli, mevcut belge içeriği taraflarca kabul edilmezse TR-4 belgesi Alman sigorta merciinden celp edilmeli ve buna göre kesin dönüş tarihi tespit edilip bu tarihi takip eden aybaşına kadar yersiz ödenen aylıkların istirdadına ilişkin Kurum işleminin yerinde olduğuna ve bu kesime dair talebin reddine,
Kesin dönüş tarihinden sonraki dönem için ise davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirilme sonucu davanın yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy