(1479 S. K. m. 24, 35)
Dava: Davacı, 28.06.1979 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalılığının geçerli olduğunun ve dava tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Kurumca 20.04.1982 - 22.03.1985 tarihleri arasında vergi kaydı olmayan ve bu nedenle 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalı olarak sayılmayan davacının, bu dönemdeki prim ödemelerine hizmet verilmesi sonucu 28.06.1979 - 20.04.1982, 01.06.1982 - 30.06.1982, 01.11.1982 - 30.11.1982, 01.10.1984 -31.08.1984, 01.12.1984 - 30.09.2003 tarihleri arasında sigortalı sayılması nedeniyle davacı iş bu davada; 28.06.1979 tarihinden itibaren sigortalılığının kesintisiz olarak devam ettiğinin tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanmasını talep etmiş, Mahkemece; Kurum işlemi yerinde bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24. maddesine göre, bir kimsenin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olması için, meslek kuruluş kaydı ile birlikte, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışması gerekir. Öte yandan, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasanın 6. maddesi ile değişik 1479 sayılı Yasanın 24. maddesinde, zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmak için ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olma, gelir vergisinden muaf olanların da meslek kuruluşuna kayıtlı olması hükmü yer almaktadır. Yine 22.03.1985 tarihinde 3165 sayılı Kanunla getirilen düzenleme ile de kendi nam ve hesabına çalışanlardan vergi mükellefi olan, esnaf siciline veya meslek kuruluşuna kaydı olanların Bağ-Kur sigortalısı olacağı belirtilmiştir.
20.04.1982 ve 22.03.1985 tarihlerinde yapılan değişiklikler; değişiklikten önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip olan sigortalıların, sigortalılıklarına son vermediğinden, değişikliklerin yürürlüğe girdiği 20.04.1982 tarihinden önce meslek odası kayıtlarına göre zorunlu sigortalılık niteliğini kazanmış sigortalıların, sigortalılık niteliklerini kaybetmeyeceğinin kabulü ile 20.04.1982 ve 22.03.1985 tarihlerinden sonra Bağ-Kur'a yeni kayıt ve tescil edilecekler için söz konusu kanunlarla getirilen değişiklikler uygulanmalıdır. Tersinin kabulü, kazanılmış hakları ortadan kaldırmak olur ki, bu durumun kabulüne yasaca ve hukukça olanak bulunmadığı ortadadır. Kaldı ki, 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Kanunun 24. maddesinde yapılan değişiklikte, vergi mükellefi olmayan vergiden muaf olanlardan, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olanların da zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılacağı açıktır. (H.G.K.'nun 23.05.2001 T.2001/420-430 sayılı kararı)
Davacının dernek kaydına istinaden 28.06.1979 tarihinde talebi ile Bağ-Kur'a kayıt ile tescilinin yapıldığı ve zorunlu Bağ Kur sigortalılığının 2654 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce başladığı, davaya konu tarihler arasında oda ve 22.12.1988 tarihinden itibaren de sicil kaydının devam ettiği, vergi kaydı bulunmaması nedeniyle Kurumca dava konusu tarihlerde zorunlu sigortalı kabul edilmediği anlaşılmıştır. Davacının 20.04.1982-22.03.1985 dönemi içinde Kurumca değerlendirilmeyen sürelerde zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmayı gerektirir şekilde kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunup bulunmadığı araştırılmadan sigortalı sayılmamış olması isabetsizdir.
Davacı, davadan önce Kuruma aylık talebinde bulunmamışsa da; Bağ-Kur aleyhine açtığı iş bu tespit davası ile, kendisine Kurumca yaşlılık aylığı bağlanmasını istemekle; 1479 sayılı Kanunun 35. maddesi kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin olarak iradesini Kuruma karşı yazılı biçimde ortaya koymuş bulunmaktadır. Hal böyle olunca, dava dilekçesi aylık talebi olarak nitelendirilmeli ve dava tarihi itibariyle primi ödenmiş sigortalılık süresi ve yaş koşulunun oluşup-oluşmadığı yapılacak araştırma neticesine göre değerlendirilmeli ve aylık talebi hakkında karar verilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki gerekçelerle inceleme ve araştırma yapılmadan yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Üye C. Öztürk'ün muhalefetine karşı; Başkan C. Erbaş, Üyeler; M. Zafer Erdoğan, S. Caner ve A.Göcen'in oylarıyla ve oyçokluğuyla, 11.04.2005 gününde karar verildi.
KARŞI OY: Davacının, 28.06.1979 tarihinde dernek kaydına istinaden Bağ-Kur'a kayıt ve tescili yapıldığı ve zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının 2654 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce başladığı, davaya konu tarihler arasında oda ve 22.12.1988 tarihinden itibaren de sicil kaydının devam ettiği, vergi kaydı bulunmaması nedeniyle Kurumca dava konusu tarihlerde zorunlu sigortalı kabul edilmediği anlaşılmaktadır. Davacının 20.04.1982-22.03.1985 dönemi içinde Kurumca değerlendirilmeyen sürelerde zorunlu Bağ-Kur sigortalı olmayı gerektirir şekilde kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunup bulunmadığı araştırılmadan sigortalı sayılmamış olması isabetsizdir. Bu nedenle Dairemizin bu yöne ilişkin bozma kararı isabetlidir.
Davacının yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine dair talebine gelince:
Yaşlılık aylığı bağlanmasını hak eden hiç kimseye Kurum kendiliğinden aylık bağlamaz. Yaşlılık aylığı bağlanması için ilgilinin yazılı dilekçe vermesi gerekir. Yazılı başvuruyu takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanır.1479 sayılı Bağ-Kur Kanununun 35 (a) maddesi gereğince yaşlılık aylığından yararlanabilmek için 37. madde uyarınca sigortalının yazılı talepte bulunması gerektiği, oysa davacı sigortalının yazılı talebi bulunmadığı görülmektedir.Böyle olunca da olayda, yaşlılık aylığı bağlanmasının koşullarından olan yazılı başvuru şartının gerçekleşmediği ve bunun sonucu olarak da, Kurumca bu konuda bir işlem yapılmadığı gibi sataşmada yaratılmadığı ortadadır. Mahkemenin davacıya yaşlılık aylığı bağlanması konusundaki talebinin reddine dair kararı doğru olduğundan sayın çoğunluğun bozma kararının bu kısmına katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy