(1479 S. K. m. 24) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Davacı, 18.07.2001 tarihinden sonra Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi olarak çalışmaya başladığından dolayı bu tarihten sonraki Bağ-kur sigortalılığının ve adına tahakkuk eden prim borçlarının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Osman Bülbül tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, hukuki nitelikçe; davacının 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılığın, 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başladığı 18.07.2001 tarihi itibariyle sona erdiğinin ve bu tarih sonrası için kuruma karşı prim borcu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 1479 sayılı Kanunun 24/1-a maddesi hükmüne göre, Anonim Şirketlerin kurum ortaklarıyla yönetim kurulu üyesi ortakları ve yine, aynı maddenin (d) bendine göre de limited şirketlerin ortakları zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılırlar.
Bu durumda 17.12.1999 ile 20.03.2002 tarihleri arasında limitet şirket ortağı olan davacının 12.05.1997 tarihinde başlayan Anonim Şirket Kurucu ortaklığının devam edip etmediği yöntemince araştırılmalıdır.
Diğer taraftan davacının Kayseri Şeker Fabrikaları AŞ.'ne ait 667 nolu işyerinden 18.07.2001 tarihinden başlayarak süregelen primi ödenmiş Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi sigortalı çalışmasının bulunması karşısında sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığının söz konusu olmaması nedeniyle bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalılığı ile Bağ-kur sigortalılığının çatışması durumunda ekonomik yönden baskın çalışmaya üstünlük tanınması gerekeceğinden davacının; çakışan sigortalılık süresi bakımından sosyal ve ekonomik hayatında ağır basan çalışmasının hangisi olduğu hususu kuşkuya yer bırakmayacak açıklıkta belirlenerek bu çalışmaya geçerlik tanınmalıdır.
Öte yandan, yargılama sonucunda verilecek kararın Sosyal Sigortalar Kurumunun hak alanını da doğrudan ilgilendirmesi nedeniyle davacıya bu kurumu da yöntemince davaya dahil etmesi için önel verilmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy