(1479 S. K. m. 25)
Dava: Davacı, Bağ-Kur sigortalılığının 31.01.1990 tarihi itibariyle sona erdiğinin ve borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi T. Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı vekillerinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dosya içeriğinden, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalılığının limitet şirket ortaklığı nedeniyle 03.04.1985 tarihinde başlatıldığı, 31.01.1990 tarihinde şirketin faaliyetinin ve davacının vergi kaydının sona erdiği, 506 sayılı Kanun kapsamında olmak üzere 01.11.1990 - 31.01.1992 döneminde zorunlu, 01.01.1995 - 30.04.1999 döneminde de isteğe bağlı sigortalılığının bulunduğu, ortağı olduğu şirketin tasfiye durumuna girmesi üzerine davalı Bağ-Kur'ca 12.05.2002 tarihinde sigortalılığının sona erdirildiği anlaşılmakta olup, uyuşmazlık, 31.01.1990 - 12.05.2002 döneminde davacının 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalı kabul edilip edilmeyeceğinin ve giderek anılan dönem yönünden prim borcu bulunup bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
1479 sayılı Kanunun 25. maddesi gereğince, zorunlu sigortalı kabul edilen şirket ortaklarının sigortalılıkları, şirketlerle ilgisi kalmayanların, çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildiği tarihten itibaren sona erer. Öte yandan, anılan maddede gelir vergisi yükümlüsü olanların sigortalılıklarının, yükümlülüklerini gerektiren faaliyetlerine son verdikleri tarihten itibaren sona ereceği öngörülmüş olup, bu kapsamda vergi kaydının silinmesi, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın sona erdiğinin de bir karinesidir. İnceleme konusu davada; 31.01.1990 tarihinde şirketin faaliyetinin son bulduğu ve davacının vergi kaydının silindiği belirgin ve çekişmesiz olduğundan özellikle, anılan tarihten sonra davacının kendi adına ve hesabına bağımsız olarak çalıştığı davalılarca kanıtlanamadığından bu tarih itibarıyla davacının 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının da sona erdiği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu sigortalılığın sona erdiği tarihin belirlenmesinde, şirketin tasfiyesine yönelik kararın Ticaret Sicilinde ilan edildiği tarihin esas alınması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy