(4721 S. K. m. 2) (506 S. K. m. 60)
Dava: Davacı, 31.07.203 günlü tahsis başvurusuna istinaden maaş bağlanmasına ve mükerrer tahsil edilen askerlik borçlanması tutarının istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava hukuki nitelikçe; davacı sigortalının 18.06.2002 tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumu'na yaptığı askerlik borçlanmasının geçerliliği ve 31.07.2003 günlü tahsis talebine göre aynı Kurumca yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile Sosyal Sigortalar Kurumu'na 29.07.2004 tarihinde yeniden yaptığı askerlik borçlanması nedeniyle mükerrer olarak tahsil edilen borçlanma bedelinin, ödeme tarihinden (29.07.2004 tarihinden) yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalı Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan tahsili istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanun'un 60/F maddesi hükmü kapsamında; bu kanuna göre sigortalı olarak tescil edilmiş bulunanlara, er olarak silah altında ya da yedek subay okulunda geçen sürelerini borçlanma imkanı tanınmışsa da; aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre; daha önce bu kanun kapsamında sigortalı olarak tescil edilmiş olsalar dahi askerlik süresini borçlanma isteminde bulundukları ya da borçlanma bedelini ödedikleri tarihte başka Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına tabi olanların; askerlik sürelerini Sosyal sigortalar Kurumu'na borçlanmaları mümkün değildir.
Diğer taraftan; 506 sayılı Kanun'un 60. maddesinin F bendinin, 04.10.2000 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 616 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 59. maddesiyle değişik hükmünde, anılan 2. fıkraya yer verilmemek suretiyle, sigortalıların askerlik sürelerini borçlanabilmeleri bakımından; 506 sayılı kanuna göre sigortalı olarak tescil edilmiş bulunma yeterli sayılmışsa da; anılan Kanun Hükmünde Kararname, Anayasa Mahkemesi'nin 31.10.2000 tarihli kararı ile iptal edilerek, iptal hükmü 10.11.2001 tarihinde yürürlüğe girmiş, ne ki, iptal kararında öngörülen süre içinde bu konuda yasal bir düzenleme yapılmamıştır.
Her ne kadar, 506 sayılı Kanun'un 60/F maddesi sonradan 4958 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle yeniden düzenlenerek, anılan madenin ilk şekline paralel olarak, ancak kanunla kurulmuş bulunan diğer Sosyal Güvenlik Kuruluşları Mevzuatına göre sigortalı veya iştirakçi olanların daha önce Sosyal Sigortalar Kurumu'na tescil edilmiş bulunsalar dahi, askerlik sürelerini bu kuruma borçlanamayacakları hükmü yeniden getirilmişse de; aynı Kanunun 58/b maddesinde işbu değişikliğe ilişkin düzenlemenin, yasanın Resmî Gazete'de yayımlandığı 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Böyle olunca da; askerlik süresini borçlanma talep tarihinde ya da borçlanma bedelini ödeme tarihinde başka sosyal güvenlik kurumları kapsamında bulunmamanın koşul olup olmadığı konusunda; Anayasa Mahkemesi'nin anılan iptal kararının yürürlüğe girdiği 10.11.2001 tarihi ile anılan maddede 4958 sayılı Kanun'la yapılan yasal düzenlemenin yürürlüğe girdiği 06.08.2003 tarihi arasındaki dönemde hukuki bir boşluk meydana gelmiş olup, bu yasal boşluğun Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesi hükmü kapsamında, Sosyal Güvenlik Hukuku'nun temel ilkelerine göre sigortalı lehine olarak 616 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'deki düzenleme çevresinde Yargıçça doldurulması gerekir. Bu durumda, anılan yasal boşluk döneminde Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan askerlik süresini borçlanmak üzere talepte bulunanlar yönünden; borçlanma isteminde bulundukları tarihte başka sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olsalar dahi, daha önce 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olarak tescil edilmiş olmaları ve yasal süre içerisinde borçlanma bedelini ödemeleri şartıyla, Sosyal Sigortalar Kurumu'na yaptıkları askerlik borçlanmaları geçerli sayılmalıdır.
Dava konusu somut olayda; 01.01.1978 ile 30.07.2003 tarihleri arasında kesintili olarak Sosyal Sigortalar Kurumu'na tabi 3288 gün zorunlu ve isteğe bağlı sigortalılığı yine 02.03.1992-04.05.1994, 28.07.1996-31.05.1997 dönemlerinde 3 yıl 5 gün, 17.06.2002-28.08.2002 döneminde ise 2 ay 11 gün olmak üzere toplam 1156 gün Bağ-Kur'a tabi sigortalılığı bulunan davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken, ancak anılan yasal boşluk döneminde olmak üzere 18.06.2002 tarihinde askerlik süresini borçlanma talebinde bulunması ve yine borçlanma bedelini de bu dönemde ödemiş olması karşısında; yukarıda açıklanan hukuki esaslara göre, davacının işbu askerlik borçlanması geçerli olup, davaya konu tüm istemlerin bu çerçevede yeniden değerlendirilmesi gerekir.
Kaldı ki; davacı her ne kadar, askerlik süresini borçlanma isteminde bulunduğu ve borçlanma bedelini ödediği tarihte Bağ-Kur'a tabi zorunlu sigortalı ise de; borçlanma bedelinin ödenmesi için yasada öngörülen yasal süre içerisinde, 1479 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalılığının sona erip, 506 sayılı Kanun'a tabi isteğe bağlı sigortalılığının başlaması nedeniyle, bu halde dahi; Sosyal Güvenlik Hukukunun temel ilkeleri ile Yeni Medeni Kanunun 2. maddesinde ifadesini bulan evrensel nitelikteki dürüstlük kuralları gözetilerek, borçlanmanın Sosyal Sigortalar Kurumu yönünden geçerliliği kabul edilmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, kabule göre de faize başlangıç tarihi olarak 29.07.2004 tarihi yerine 20.07.2004 tarihinin alınması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 27.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy