(3201 S. K. m. 3, 6)
Dava: Davacı, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 5.926.919.968 liranın yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Arınmış tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Dava; yurda kesin dönüş koşulunun yerine getirilmediği gerekçesiyle, 3201 Sayılı Kanun uyarınca yapılan borçlanmanın ve bu borçlanmadan dolayı 01.05.1995 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının iptali nedeniyle, 01.05.1995-21.01.2002 tarihleri arasında fuzulen ödenen yaşlılık aylıklarının istirdadı istemine ilişkin olup, Mahkemece; bekletici mesele yapılan, kesinleşen tespit davası sonucu gereği ve davacının kesin dönüş yapmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
30.06.1994 tarihli dilekçesiyle; 25.06.1994 tarihinde yurda kesin dönüş yaptığını beyan ederek borçlanma isteminde bulunan ve bu istemi kabul edilerek 01.05.1977 - 25.06.1994 tarihleri arasında Almanya'da çalıştığı 2900 günlük borçlanma tutarını ödeyerek 27.04.1995 tarihinde tahsis talebinde bulunan ve 01.05.1995 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanan davalının 15.03.1995 tarihine kadar işsizlik yardımı aldığı, 17.03.1997 - 21.10.1999 tarihleri arasında çalıştığı 31.10.2000 tarihine kadarda hastalık sigortasından faydalandığının belirlenmesi üzerine borçlanmasının iptal edilerek yaşlılık aylığının bağlandığı tarihten itibaren kesilmesi üzerine sigortalı tarafından Sosyal Sigortalar Kurumu aleyhine Borçlanmanın ve emekliliğin geçerli olduğunun tespiti Kurumun aksi işleminin iptali, istemiyle açılan ve Mahkemece bu dosya yönünden bekletici mesele yapılan davada "davacının borçlanmasının geçerliliğine, yurda kesin dönüş yapmadığı anlaşıldığından emekliliğin geçerli olduğuna ilişkin talebin reddine dair Burdur 1. Asliye (iş) Hukuk Mahkemesinin 16.03.2004 gün ve 48-120 sayılı dava dosyasının Dairemizin 07.12.2004 gün ve 7070 - 11427 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır.
3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşü şart kılan 3. maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 12.12.2002 gün ve 36/198 Sayılı Kararı ile iptal edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.02.2003 gün ve 21-790/61 sayılı, 07.04.2004 gün ve 10-214-198 sayılı kararları ile, borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşün zorunlu olmadığı ve yurda kesin dönüş koşulu yerine getirilmeksizin yapılan borçlanmaların geçerli olduğu, ancak yurda kesin dönüş yapılıncaya kadar borçlanma hukuken askıya alınarak 3201 sayılı Yasanın 6. maddesine göre yurda kesin dönüş yapılmadıkça yaşlılık aylığı bağlanamayacağı ve giderek aylığın başlatılmaması, şayet bağlanmışsa aylığın kesilerek fuzulen ödenen yaşlılık aylıklarının Kurumca geri istenmesinin mümkün bulunduğu, hukuken askıya alınan yaşlılık aylığının yurda kesin dönüşün gerçekleştiği tarihi takip eden aybaşından itibaren yeniden ödenmeye devam olunması gerektiğinin kararlaştırıldığı ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanmasının zorunlu bulunduğu, Anayasanın sosyal güvenlik hakkını düzenleyen ve herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu ve Devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alıp teşkilatı kuracağı yönündeki 60. maddesi ve 506 sayılı Yasanın 6. maddesinde yer alan sigortalı olmak hak ve yükümünden vazgeçilemeyeceği hükmü birlikte değerlendirilerek, hukuken geçerli bir sigortalılığın iptal edilemeyeceği, sigortalı tarafından iyi niyetle Kuruma yapılan ödemenin anayasal bir hak olan sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldırmayacağı, yurda kesin dönüş koşulunun yerine getirilmiş olması kaydıyla 3201 sayılı Yasa ile kazanılan gün sayısının yaşlılık aylığı bağlanmasında dikkate alınmasının mümkün bulunması hukuksal gerçeği karşısında; davada çözümlenmesi gereken hukuksal sorun; 31.05.2001 tarihli cetvelde, Almanya'da 31.12.2000 tarihine kadar hastalık sigortasından faydalanan sigortalının, yurda hangi tarihte kesin dönüş yaptığının kabulü meselesidir. Yurt dışında hastalık sigortasından faydalanan sigortalının o ülkede oturmak zorunda olduğu ve bunun doğal sonucu olarak o ülkeden ayrıldığı taktirde yapılan yardımın kesileceği bilinen bir gerçektir. Yurda kesin dönüş yapmaktan söz edebilmek için yurt dışında çalışan Türk Vatandaşlarının çalışma hayatına yönelik tüm ilişkilerini gerek çalıştığı işyerleri ve gerekse ilgili olduğu tüm sosyal güvenlik kuruluşları yönünden sona erdirerek yerleşmek ve sosyal güvenliklerini de burada sağlamak üzere anavatana dönüş yapmaları gerekir. Başka bir anlatımla, yurt dışındaki işçi sıfatıyla, çalışma hayatıyla ilgili tüm bağlarını ve ilişkilerini bitirmeden Alman Sosyal Güvenlik Kuruluşlarından yardım alarak geçici sürelerle yurda giriş yapmak kesin dönüş yapıldığı anlamını taşımaz. Keza yurt dışındaki işini kaybetmek de her zaman kesin dönüşe delalet etmez. Giderek kişi işsiz kalabilir ama hastalık sigortasından faydalanmayı yeterli görerek yurda kesin dönüş yapmayabilir.
Bu çerçevede; Federal Almanya'da hastalık sigortasından faydalanmak, kişinin yurt dışında oturduğuna ve yurda kesin dönüş yapmadığına, hastalık sigortasından faydalanmaya son vermekte, kişinin yurda kesin dönüş yaptığına kuvvetli bir delil ve karine oluşturur. Ancak bu karinenin aksi, somut olayın özellikleri içinde belirlenecek aynı güçte delillerle kanıtlanabilir.
Davada, davacı Kurum, sözü edilen nitelikte her hangi bir delil ibraz etmediğinden; davalının 31.12.2000 tarihinden itibaren hastalık sigortasından faydalanmadığı anlaşılmakla, 01.01.2001- 21.01.2002 tarihleri arasında Kurumun istirdada hakkı olmadığı halde, bu dönemi de kapsayacak şekilde yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy