(506 S. K. m. 26) (818 S. K. m. 60)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rucüen ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı ve davalılardan TEDAŞ ile N. Yalçın, F. Dedeoğulları Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. Barutçu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava; davalı işveren A. İnşaat Taahhüt San. Ve Tic. Ltd. Şti. yüklenimindeki öğretmen evi ikmal inşaatının yapımında demirci ustası olarak çalışan sigortalının, elindeki demir çubuğu inşaatın yakınından geçen yüksek gerilim hattına değdirmesi sonucu bakıma muhtaç şekilde %80 oranında sürekli iş göremez duruma girmesi nedeniyle sigortalıya bağlanan gelir ve yapılan harcamaların rucüen tazminine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 26. maddesidir.
Mahkemece hükme dayanak yapılan kusur raporunda; Belediyenin kusursuz olduğu sonucuna varılırken yeterli gerekçeye dayanılmamış, ayrıca mahkemece de buna ilişkin incelemenin; hüküm vermeye elverişli şekilde yapılmadığı görülmüştür. Davalı Belediyenin inşaata ruhsat verirken uygulamakla yükümlü olduğu usul ve mevzuat hükümleri irdelenmeli, incelemenin projenin fenne uygunluğu yanında imar planına da uygun olması gereğini de içermesi ve ayrıca evrak üzerinde yapılan incelemenin yanında arazi üzerinde fiziki bir engelin bulunup bulunmadığı yönündeki denetlemenin de yapılıp yapılmadığı, yapılması gerekip gerekmediği araştırılmalı, bu kapsamda öğretmen evi gibi kamuya ait bir inşaatın yüksek gerilim hattının altında yapılmasının sakıncaları dikkate alındığında davalı Belediyenin gerek kayıtlar üzerinde gerekse inşaat mahallinde gerekli inceleme ve denetlemeleri yapmakla yükümlü olup olmadığı üzerinde durulmalı ve öncelikle davalı belediyenin ve buna bağlı olarak belediye görevlilerinin olaydaki sorumlulukları araştırılmalı, ayrıca belediye görevlisi N. Yalçın ve F. Dedeoğulları'nın 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi devlet memuru olup olmadıkları incelenerek şayet devlet memuru ise her iki görevli yönünden Anayasanın 129. maddesi ve Devlet Memurları Kanununun 13.maddesi hükümleri gözetilmelidir.
Öte yandan, uygulamada; 26.maddeye dayalı rücu davalarında sigortalının halefi sıfatıyla Sosyal Sigortalar Kurumu 1.kişi, işveren 2.kişi, bunun dışında kalanlar ise 3.kişi olarak tanımlanmakta olup, üçüncü kişi durumunda bulunan davalı Tedaş ile sigortalı arasında hizmet akdinden doğan bir ilişki söz konusu olmadığından ve TEDAŞ'ın sorumluluğunun temelini haksız fiil teşkil ettiğinden zamanaşımı süresinin, Borçlar Kanununun 60.maddesine göre belirlenmesi gerekir. Söz konusu maddeye göre, zamanaşımı süresi; 1 ve 10 yıllık sürelere tabi olup zarara ve faile ıttıla tarihleri dikkate alındığında TEDAŞ'ın süresinde zamanaşımı def'inde bulunması karşısında, hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi, ayrıca davalı Belediye Başkanlığı ve Belediye çalışanları N. ve F. dahi süresinde zamanaşımı def'inde bulunduklarından, bu davalılar yönünden de zamanaşımının irdelenmesi, N. ve F.'un devlet memuru olduğu sonucuna varılırsa öncelikle bu nedenle haklarındaki davanın reddine, aksi halde ise zamanaşımından davanın reddine karar verilmelidir.
Zamanaşımı nedeniyle haklarındaki davanın reddine karar verilen davalılara ait kusurdan diğer davalıların teselsül hükümleri çerçevesinde sorumlu olacaklarına dair hukuki kuralın da göz önünde tutulması gerekir.
Kabule göre de; haklarında ret kararı verilen N. ve F. lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması isabetsiz bulunmuştur.
Belirtilen hususlar göz ardı edilerek noksan tahkikat ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurumun ve bir kısım davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy