(506 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirlerle yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır. Hükmün, davalı adına E. A. tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. T. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, 04.09.2001 tarihli iş kazası sonucu ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme, işvereni % 60 ölen sigortalıyı % 40 kusurlu bulan 21.10.2004 tarihli kusur raporunu hükme dayanak kılarak istek gibi davanın kabulüne karar vermiştir.
Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan Kurum sigortalısının, davalı C.V. Çiftlik Evleri Yöneticiliği işyerinde 25.09.2000 tarihi itibariyle bekçi ve temizlikçi olarak çalışmaya başladığı ve ailesiyle birlikte işverenliğe ait yazlık site içinde ikamet ettiği, olay tarihinde yüzmek için girdiği ve site içinde bulunan 16x8 metre boyunda 1,30-2,10 metre derinliğindeki yüzme havuzunda boğularak vefat ettiği, olaya ilişkin hazırlık soruşturmasının 20.03.2002 tarihli kararla takipsizlikle sonuçlandığı, Jandarma tarafından düzenlenen 04.09.2001 tarihli olay yeri tespit tutanağı ve aynı tarihli ölü muayene ve otopsi zaptı içeriğiyle ölenin eşine ait 05.09.2001 tarihli Jandarma ifade tutanağı ve müfettiş raporu kapsamına göre; kazanın akşam saatlerinde ve 19:00 sularında meydana geldiği, sigortalının üzerinde sadece mayo bulunduğu ve havuza yüzme amaçlı olarak girdiği, açıklanan bu olguların, hükme dayanak kılınan kusur raporundaki oran ve aidiyet gerekçeleriyle çeliştiği, çünkü söz konusu raporda maddi olgunun sigortalının temizlik yaptığı sırada havuza düşüp boğulduğu, temizlik işinin 3-3,5 metre uzunluğunda ve ucunda torba şeklinde ağ bulunan ağaç sırıkla yaptırılmadığı, ayrıca yüzme bilip bilmediğinin denetlenerek havuza girilmesinin kesin talimatla yasaklanılmadığı şeklinde değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasanın 26 ncı maddesine dayanan rücu davalarında mahkemece, öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğu dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak, varsa çelişki giderilerek belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular bilirkişiye bildirilip olaydaki kusur durumunun buna göre çözümlenmesi istenmelidir. Başka bir anlatımla, mahkemece bilirkişi raporuna esas alınacak maddi olgu; kusur durumuna etkili tüm deliller toplanıp, çelişki varsa bu da giderilmek suretiyle açık bir şekilde saptanmalı, sonra kusur oran ve aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesine gidilmelidir.
Mahkemece yapılacak iş; açıklanan maddi ve hukuki olgular nazara alınarak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Mevzuatının öngördüğü konularda uzman bilirkişilerden oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulu aracılığıyla kusur incelemesi yaptırarak ve varsa çelişkileri gidererek kusur oran ve aidiyetini belirlemek, karara esas teşkil eden 12.01.2005 tarihli hesap raporundaki doneler muhafaza edilmek suretiyle hak sahiplerinin gerçek zarar tavanlarının belirlenmesi yönünde yeniden hesap raporu alarak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Aksi yönde ve yazılı şekilde tesis edilen hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı işverenin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 11.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy