(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 27.05.1998-06.10.2003 tarihleri arasında geçen ve Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, davalıya ait işyerinde 27.05.1998-06.10.2003 tarihleri arasında aralıksız çalışılmasına rağmen çalışmalarının Kuruma bildirilmediğinden bahisle kuruma bildirilmeyen sürelerin tespiti talebine ilişkin olup; davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Yasanın 79. Maddesidir.
Vazgeçilmez ve devredilemez nitelikteki temel haklardan olan sosyal güvenlik hakkının yaşama geçirilmesine yönelik hizmet tespiti davaları kamu düzenine ilişkin davalardan olup, bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve titizlikle yürütülmesi gerekir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı, davalıya ait bağda traktör şoförü olarak çalıştığını iddia etmektedir. Söz konusu çalışmanın sürekli mi yoksa mevsimlik mi olduğu, mevsimlik ise çalışma süresi ile bağ ziraatının yapılmadığı dönemlerde davacı tarafından ne gibi işleri yapıldığı, davacının bağda sürekli olarak kalıp kalmadığı, bağın kapsam ve kapasitesi araştırılmalıdır. Bu bağlamda; tapu kayıtları celp edilmeli, ziraat odası ile tarım müdürlüğünden araştırma yapılmalı, davacı ile birlikte çalışanlar saptanarak bu kişiler resen tanık sıfatı ile dinlenmeli, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, işyerine komşu ve yakın işyerlerinde çalışanlar ve işverenler dinlenerek çalışma olgusu, süresi, niteliği açık bir şekilde saptanmalı, tanıkların sözleri değerlendirilirken verdikleri bilgiye nasıl sahip oldukları, işveren, işçi ve işyeri ile ilişkileri araştırılarak tanık beyanları bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Mahkemece yukarıda anlatılan maddi ve hukuki ilkelere çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy