(4853 S. K. m. 7, 8, 10) (3417 S. K. m. 4)
Dava: Davacı, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 6.000.000.000.TL. nema alacağının yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Arınmış tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Davalılar Gölpazarı Belediye Başkanlığı ve Sosyal Sigortalar Kurumu Avukatlarının temyizi yönünden;
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427. maddesinde yer alan 40.000.000 liralık kesinlik sınırı, 21.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarihli ve 5219 Sayılı Kanunun 2. maddesiyle bir milyar liraya (Bin Yeni Türk Lirası) yükseltilmiş olup, aynı Kanunda, kesinlik sınırı konusundaki düzenlemenin, Kanunun Resmi Gazetede yayım tarihi itibarıyla yürürlüğe gireceğinin belirtilmiş olması ve bu uygulamanın Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun temyiz hakkı, gerekçesi veya sonucu itibarıyla o hakka sahip tarafın / tarafların aleyhine sonuçlar doğuran ve usul hukuku kurallarının temyizine olanak tanıdığı bir kararın verildiği tarihte doğar şeklinde özetlenen 23.02.2005 gün ve 32/85 sayılı kararı ile benimsenmesi karşısında, karar tarihine göre kesinlik sınırı altında kalan hükme yönelik olduğu anlaşıldığından, 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak, davalılar Avukatlarının temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı Avukatının temyizi yönünden;
Dava hukuki nitelikçe davacının; davalılardan işveren Belediyeye ait işyerinde çalıştığı 1991-2000 dönemine ilişkin olarak ücretlerinden işverence yapılan tasarrufu teşvik kesintileri ile işveren katkı payı nemalarının kendisine ödenmediğinden bahisle fazla talep hakkı saklı kalmak kaydıyla 6.000.000.000 TL'nin ödenmesi gereken günden itibaren faiziyle birlikte tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece ana para ve bilirkişinin hesapladığı miktar nema toplamının tahsiline karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 29.04.2003 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4853 sayılı Çalışanların Tasarruf Teşvik Hesabının Tasfiyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak Ödemelere Dair Kanun'un 7 ve 8. maddeleridir. Anılan kanunun 8. maddesinde; 3417 sayılı kanun hükümlerine göre, ücretlerden yapılması gereken tasarruf kesintileri ile katkı paylarını süresi içinde ilgililer adına açılmış bulunan Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırmayan işverenlerden; yatırılması gereken miktarlar ile gecikme zammı, resen veya ilgililerin başvurusu halinde Sosyal Sigortalar Kurumunca 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun primlerin tahsiline ilişkin hükümleri dairesinde tahsil olunarak T.C. Ziraat Bankası şubelerindeki ilgili Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırılır. 4853 sayılı kanunun 10. maddesi ile mülga 3417 sayılı Kanunun 2. Maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamındaki personelin aylık ve ücretlerinden tasarruf kesintileri ile Devlet ve işveren katkılarını süresi içinde ilgililer adına açılmış bulunan Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırmayan Kurumlar, yatırılması gereken miktarların resen veya ilgililerin başvurusu halinde yasal faizi ile birlikte T.C. Ziraat Bankası şubelerindeki ilgili Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırılmasından sorumludurlar. şeklinde düzenleme yapılmış, buna göre tasarruf kesintileri ile işveren katkılarının ilgililerin banka hesaplarına yatırılmaması halinde Sosyal Sigortalar Kurumu tahsile yetkili kılınmıştır.
Hal böyle olunca; davalılar Sosyal Sigortalar Kurumu ile işveren belediye; yasadan kaynaklanan bu yükümlülüklerini yerine getirmemiş bulunmaları nedeniyle davacıya karşı; işbu davaya konu nema alacağından müteselsilen sorumlu olup; Mahkemenin bu yöne ilişkin kabulü yerindedir.
Diğer taraftan, mülga 3417 sayılı kanunun 4. maddesi hükmü çevresinde işverenlerin, işçilerin ücretlerinden yapacakları tasarruf kesintileri ile sağlayacakları katkılar; başlangıçta ilgili banka şubesinde sigortalı adına açtırılacak Tasarrufu Teşvik Hesabına yatırılmakla beraber, bu şekilde tahsil edilen paralar sonradan tahsilatın yapıldığı ayı takip eden ayın sonuna kadar yine T.C.Ziraat Bankası Ankara Merkez Şubesinde bu defa Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı adına açılacak Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabına yatırılmakta; aynı Yasanın 5. maddesi hükmüne göre de, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı; adına açılan bu hesapta toplanan paraları, Yüksek Planlama Kurulunca belirlenecek esaslar dahilinde gayrimenkul alım-satımına yönelik yatırımlar hariç olmak üzere her türlü menkul kıymetler ve verimi yüksek yatırımlara yatırmak suretiyle nemalandırmaktadır. Böyle olunca da; davacının çalıştığı 1991-2000 dönemi içerisinde tahakkuk etmesi gereken 183.765.160 T.L. tasarruf teşvik kesintisinin dava tarihi itibariyle nemasının, T.C.Ziraat Bankası Genel Müdürlüğünün ilgili Biriminden sorulması, itiraz olduğu takdirde ehil bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, maddi veri ve olgulara açıkça aykırı olduğu belirgin bulunan bilirkişi raporunun dayanak alınarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 03.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy