(1479 S. K. m. 24, 79, Geç. m. 10) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Davacı, 01.11.1984-12.01.1987 tarihleri arasında 1479 sayılı yasa kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Aydın Eser tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, hukuki nitelikçe; davacının 01.11.1984-12.01.1987 tarihleri arasındaki sürede 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir
1- 1479 sayılı Kanunun 2229 sayılı Kanunla değişik 24. maddesindeki koşulları taşıması nedeniyle 20.04.1982 tarihi itibarıyla zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak tescili yapılmıştır. Davacı Kurum, sigortalının vergi kaydının sona erdiği 30.10.1984 tarihi itibariyle sigortalılığı sona erdirmiş, vergi kaydının 26.12.1986 tarihinde başlaması nedeniyle bu tarih itibariyle yeniden sigortalılığı başlatmıştır. Davacının Bozkır Esnaf ve Sanatkarlar odasındaki kaydı ise 12.01.1987 tarihinde başlamıştır. Davacının 01.11.1984-25.12.1986 tarihleri arasında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışması yoktur.
Diğer taraftan, 1479 sayılı Kanunun 79. maddesi hükmüne göre isteğe bağlı sigortalı olmak için yazılı başvuruda bulunmak koşul olup, Kurumun hatalı işlemi ile geriye yönelik olarak prim tahsil etmesinin, davacının sigortalı niteliğini taşımadığı süreler yönünden sigortalı yararına kazanılmış hak yaratması mümkün değildir. Öte yandan belirtilen dönemlerde davacının isteğe bağlı sigortalı olma iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesi de yoktur.
Mahkemece, davacının 01.11.1984-25.12.1986 tarihleri arasındaki döneme ilişkin isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne dair yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
2- Davacının, Kuruma verdiği 19.10.2004 tarihli dilekçesi yaşlılık aylığı tahsisini içermeyip, emekli olabileceği tarihin kendisine bildirilmesinden ibarettir. Ayrıca, dava dilekçesinde de yaşlılık aylığına ilişkin bir talebi bulunmamaktadır. Mahkemece, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74. maddesine aykırı olarak talep aşılmak suretiyle yaşlılık aylığı tahsisine karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, davalı Kurumdan yaşlılık aylığı talebi bulunmayan davacı yönünden, 1479 sayılı Yasanın geçici 10. maddesine göre; 12.01.1955 doğum tarihli davacının, 25 yıl sigortalılık süresi bulunmadığından tam yaşlılık aylığı, 55 yaşını doldurmadığından kısmi yaşlılık aylığına ilişkin yasal şartlar oluşmamıştır.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik inceleme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy