(506 S. K. m. 85) (2925 S. K. m. 2, 39) (YHGK 10.11.2004 T. 2004/21-516 E. 2004/593 K.)
Dava: Davacı, 01.05.2000-29.02.2004 tarihleri arasıda isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava; 2925 sayılı Yasaya tabi tescil esas alınmak suretiyle 01.05.2000 - 29.02.2004 dönemindeki isteğe bağlı prim ödemelerinin geçerli sayılması talebine ilişkin olup, Mahkemece talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu olan 2925 sayılı Yasaya göre sigortalı olan kişinin daha sonra 506 sayılı Kanunun 85. maddesine göre isteğe bağlı sigortalı olup olamayacağına ilişkindir. Dosya içeriğine göre davacının, 29.12.1995 tarihinde 2925 sayılı Yasaya tabi sigortalı olarak tescilinin yapıldığı, 506 Sayılı Yasaya tabi olarak hizmet akdiyle çalışmasının bulunmadığı görülmektedir.
Gerçekten de 2925 sayılı Yasanın 2. maddesine göre süreksiz olarak tarım işlerinde hizmet akdiyle çalışanlar, istekte bulunmaları kaydıyla bu Kanuna göre sigortalı sayıldıklarından, esasen kendileri (bizatihi) özde bir nevi isteğe bağlı sigortalı niteliği taşımaktadırlar. O nedenle de anılan yasada ayrıca 506 sayılı Yasanın 85. maddesine mümasil (benzer) bir sigortalılık sistemi bulunmadığı gibi, her bir yasanın kapsamı kendi içinde sınırlı olup, birbirine atıfta bulunmadıkça diğer yasadaki hükümlerin o yasa çerçevesinde uygulanma olanağı bulunmadığı (izahtan varestedir) açıktır.
Nitekim 2925 sayılı Yasanın 39. maddesi de, bu kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, 506 sayılı Yasanın uygulanması olası maddelerini sayarken, çekişme konusu isteğe bağlı sigortalılığı hüküm altına alan 85. maddeye temas etmediği görülmektedir. O nedenledir ki olayda 506 sayılı Yasanın 85. maddesinin uygulanma yeri yoktur. Belirtmek gerekirse, Dairemizce de benimsenen Hukuk Genel Kurulu'nun 10.11.2004 tarih ve 2004/21-516 Esas ve 2004/593 sayılı kararı içeriği de bu doğrultudadır.
Şu halde, 506 sayılı Kanunun 85. maddesi hükmüne göre malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalılığına isteğe bağlı olarak devam edilebilmesi için gerekli yasal koşullardan biri de müracaat tarihinden önce 506 sayılı Kanuna göre tescil edilmiş olmaktır. Anılan maddenin açık hükmü karşısında 2925 sayılı Yasaya göre yapılan ve davaya konu edilen tescil, 506 sayılı Kanuna göre tescil edilmiş olmak şartını gerçekleştirmediğinden, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üye Ali G.'in muhalefetine karşı; Başkan Coşkun E., Üyeler; M. Zafer Erdoğan, Süleyman C.r ve Coşkun Ö.'ün oylarıyla ve oyçokluğuyla, 11.04.2005 gününde karar verildi.
KARŞI OY:
Davanın tarafları arasındaki uyuşmazlık, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa göre sigortalı olan bir kişinin daha sonra 506 sayılı Kanunun 85'nci maddesine göre isteğe bağlı sigortalı olup olamayacağına ilişkindir.
Dosya içeriğine göre, davacı 29.12.1995 tarihli isteği üzerine 01.01.1996 tarihinden itibaren 2925 sayılı Yasaya göre SSK sigortalısı olmuştur. Bu sigortalılığını sona erdirip, 14.04.2000 tarihinde Samsun Sosyal Sigortalar Kurumu Sigorta Müdürlüğüne isteğe bağlı sigortalı olmak için dilekçe vermiştir. Kurum dosyasını incelemiş ve 24.04.2000 tarihli yazı ile 01.05.2000 tarihinden itibaren isteğe bağlı sigortalı olduğunu bildirmiştir. Davacı 31.03.2004 tarihine kadar sürekli ve düzenli şekilde isteğe bağlı sigorta primlerini yatırmıştır. Kurum, 12.04.2004 tarihli yazı ile, aktif sigortalı çalışmanın mevcut olmadığından isteğe bağlı sigortalılığınız geçersiz sayılmıştır, diye bildirimde bulunmuştur. Davacının Kurumu yanıltması yoktur. Kurum başlangıçta dilekçeyi reddeder, davacı bir gün zorunlu SSK'lı olarak çalıştıktan sonra, isteğe bağlı sigortalı olmak için dilekçe verir, böyle bir durumun ortaya çıkmasına engel olabilirdi. Kurumun işlemi Medeni Kanunun 2'nci maddesinde belirtilen dürüstlük kurallarına aykırıdır. Öte yandan, 2925 sayılı Yasa ile, 506 sayılı Yasayı; ayrı ayrı sosyal güvenlik yasaları olarak kabul etmek mümkün değildir. Zira, ayrı yasalar olsalardı, 2925 sayılı Yasaya 506 sayılı Yasanın 85'nci maddesine paralel bir sigortalılık halini koymayı herhalde yasa koyucu ihmal etmezdi.506 sayılı Yasada müracaat tarihinden önce 506 sayılı Kanuna göre tescil edilmiş olmak kuralı, 2925 sayılı Yasaya göre tescil edilen sigortalıları da kapsar.
Ayrıca, her iki yasa sigortalılık için hizmet akti ile çalışmayı gerekli ön koşul olarak görmektedir. Bu iki yasanın bir elmanın iki yarısı gibi olduğunu söylemek, abartılı olmaz.
Bütün bu nedenlerle ve keyfiliğe varan uygulamaları ile insanlarımızı mağdur eden ve bu şekilde sosyal güvenlikten yoksun bırakmayı amaçlayan Kurum işlemlerine geçerlik tanıyan sayın çoğunluğun görüşlerine iştirak etmek mümkün görülmemiştir.
Örnek nitelikteki mahkeme kararının onanması görüşündeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy