(1479 S. K. m. 24, 25, 26, geçici m.18) (506 S. K. m. 79) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Davacı, eşi S. Kale'nin 02.08.1990-28.02.1994 döneminde zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Arınmış tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, 02.08.1990-28.02.1994 tarihleri arasında vergi dairesinde kayıtlı bulunan ölü eşi S. Kale'nin Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilmesi yolundaki başvurusunun Kurumca reddedildiğini ileri sürerek, uyuşmazlık konusu sürelerde eşinin Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bilirkişi raporu doğrultusunda, davayı kabul etmiş ve 1479 sayılı Kanun'un 24, 25 ve 26. maddeleri gereğince davacının eşinin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar vermiştir.
Davacı murisinin, talep konusu dönemde seyyar satıcı ve hırdavat satıcısı olarak vergi kaydının bulunduğu ve bu sebeple sigortalılık niteliğini taşıdığı halde Kuruma tescilinin ve prim ödemesinin bulunmadığı tartışmasızdır.
1479 sayılı Kanun'un 26. maddesi sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceğini, aynı Kanunun 25. maddesi ise yasal şartların gerçekleştiği tarihte sigortalılığın kendiliğinden başlayacağını hüküm altına almıştır. Öte yandan yasa koyucu, 26. madde ile sigortalılara, 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak yükümünü getirmiş, tescillerini yaptırmayanlar hakkında ise Kurumca resen tescil işleminin yapılacağı emredici şekilde kurala bağlanmıştır.
1479 sayılı Kanunda 506 sayılı Kanunun 79. maddesine paralel nitelikte bir düzenleme bulunmadığı için kural olarak hizmet tespiti davası açılmasının mümkün olmadığını dikkate alan yasak oyucu sigortalılık niteliğini taşıdıkları halde Kuruma tescil edilmemiş kişilere zaman zaman tescil imkanı tanınmış ve ayrıca istek halinde primi ödenmek şartıyla geçmişteki çalışmaların değerlendirilmesi sağlanmıştır.
Bu kapsamda 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 1. maddesi ile kayıt ve tescilsiz sigortalılara 04.10.2000 tarihinden itibaren yeniden tescil imkanı getirilmiş, ancak söz konusu Kanun Hükmünde Kararname Anayasa Mahkemesi'nce daha sonra iptal edilmiştir.
Son olarak 02.08.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un geçici 18. maddesi, 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 1. maddesindeki hükmü tekrarla sigortalılık niteliğini taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmayanlara yeni bir imkan getirmiştir.
4956 sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce Kuruma başvurarak tescil talep eden ve bu talebin Kurumca reddi üzerine iş bu davayı açan davacının söz konusu geçici 18. madde hükmünden yararlandırılması ve uyuşmazlığın bu madde kapsamında çözüme kavuşturulması gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Sonuç: Hüküm fıkrasının 1. bendinin silinerek yerine Davacının murisi Bursa ili Nilüfer ilçesi Karaman mahallesi cilt:8 hane: 1866 da nüfusa kayıtlı Ö. O. ve N. oğlu 23.07.1950 doğumlu S. Kale'nin vergide kayıtlı 02.08.1990-28.02.1994 tarihleri arasında geçen kendi nam ve hesabına kayıtlı süreyi 4956 sayılı yasa ile düzenlenen geçici 18. madde gereğince davacının davalı Kuruma borçlanabileceğinin tespitine, cümlesinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 21.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy