(1479 S. K. m. 24)
Dava: Davacı, 31.05.2004 günlü tahsis başvurusuna istinaden yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Aydın Eser tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Dava hukuki nitelikçe; davacının 20.04.1982-03.06.1985 dönemlerindeki 1479 s. Yasaya tabi sigortalılığının geçerliliği ile 31.05.2004 tarihli tahsis talebine göre Bağ-Kur'ca yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
01.04.1972 gününde yürürlüğe giren 1479 s. yasanın 24. maddesine göre, bir kimsenin zorunlu Bağ Kur sigortalısı olması için, meslek kuruluş kaydı ile birlikte, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışması gerekir. Öte yandan, 20.04.1982 gününde yürürlüğe giren 2654 s. kanunun 6. maddesi ile değişik 1479 s. kanunun 24. maddesinde, zorunlu Bağ Kur sigortalısı olmak için ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olma, gelir vergisinden muaf olanların da meslek kuruluşuna kayıtlı olması hükmü yer almaktadır. Yine 22.03.1985 gününde 3165 s. kanunla getirilen düzenleme ile de; kendi nam ve hesabına çalışanlardan vergi mükellefi olan, esnaf siciline veya meslek kuruluşuna kaydı olanların Bağ Kur sigortalısı olacağı belirtilmiştir.
Davacının, hiçbir kuruluşa kayıtlı olmadığı 20.04.1982-03.06.1985 tarihleri arasındaki dönemde zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından gibi, Kurumun hatalı işlemi ile geriye yönelik olarak prim tahsil etmesinin, sigortalılık niteliği sağlamadığı gibi, sigortalı yararına da kazanılmış hak yaratmayacağı gözetilmeden, yazılı biçimde dava konusu edilen dönemde sigortalılığın geçerli olduğuna karar verilmesi isabetsizdir. Tahsise ait talebin de buna göre değerlendirilmesi gerekir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki olgular üzerinde durulmadan, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O durumda davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 15.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy