(1479 S. K. m. 24, 79) (765 S. K. m. 102, 104, 504)
Dava: Davacı, Bağ-Kur sigortalılığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali ile sigortalılığının devamına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nesrin Ş. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı 30.12.1986 tarihinde Pazaryerleri Esnaf Odasına kaydolduğunu ancak oda kaydının usulsüz olduğu gerekçesi ile oda kaydının silindiğini, müfettiş raporuna istinaden Bağ-Kur sigortalılığının iptal edildiğini davasının kabulü ile kazanılmış haklarının geri verilmesine karar verilmesini talep etmiş ise de, mahkemece Bafra Ağır Ceza Mahkemesinin 1997/114 esas 2001/144 karar sayılı beraat kararına dayanarak davanın kabulüne karar vermiştir. Bu kabul dosyadaki delil durumu ve yasa hükümleri ile çelişmektedir. Zira her ne kadar Bafra Ağır Ceza Mahkemesince başlangıçta Beraat kararı verilmiş ise de, bu karar daha sonra Yargıtay 6.Ceza Dairesinin 06.10.2003 tarih 2002/12744 Esas 2003/6441 Karar sayılı ilamı ile ...eylemin TCK nun 504/7. maddesine temas ettiği ancak inceleme tarihi ile suç tarihi arasında TCK. nun 102/4 ve 104/2 maddesinde öngörülen zamanaşımı süreleri tamamlanmış bulunduğundan ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. Şu halde ceza hukuk açısından kesinleşmiş bir beraat kararından söz edilemez. Kaldı ki; suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraat kararı verilmiş olması geçerli bir sigortalılık olgusunun varlığını göstermez. 1479 Sayılı Kanunun hükümlerine göre geçerli bir sigortalılığın bu davada tartışılması gerekir.
Davanın yasal dayanağı 1479 SK. nun 24. maddesidir. Buna göre bağımsız çalışmanın sigortalılık hakkı bahşedebilmesi için madde de sayılı şartların gerçekleşmesi, bir başka anlatımla hukuka uygun gelir vergisi mükellefiyeti, sicil kaydı veya oda kaydının varlığı gereklidir. Davacının Bağ-Kur şahsi sicil dosyasının tamamının ve müfettiş incelemesine ilişkin evrakların tümünün de dosyada mevcut olmadığı görülmektedir.
Davacının uyuşmazlık konusu dönemde vergi kaydının bulunmadığı dosya içerisindeki belgelere göre tartışmasızdır. Oda kaydının ise gerek ceza davası kapsamı, gerekse bu dosya da toplanan deliller çerçevesinde gerçeğe aykırı olduğu ve sigortalılığa dayanak teşkil etmeyeceği anlaşıldığından geçersiz oda kaydına dayanılarak davacının sigortalılığına karar verilemeyeceği ve bu hususta soyut nitelikte kalan tanık beyanlarıyla hüküm kurulamayacağı ve geçersiz bir sigortalılığa dayanılarak ödenen primlere değer verilemeyeceği gerçeği karşısında mahkemenin ilgili vergi dairesinden davacının vergi kaydının celpedilmesi ve vergi kaydı yoksa zorunlu Bağ-Kur sigortalılık talebinin reddine, vergi kaydı varsa vergi kaydının olduğu süre kadar kabule karar verilmesi gerekir. Ancak 1479 SK. nun 79. maddesi hükmü gözetilerek primleri alınan süreler bakımından isteğe bağlı sigortalılık olarak kabulü gerektiği hususu da gözetilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy