(506 S.K m.10,26,9) (818 S.K m.43,44)
Dava: Davacı, işkazası sonucu ölen sigortalının haksahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı ve davalılardan E.B. ile H.B. Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, hukuki nitelikçe; 15.08.1997 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine Sosyal Sigortalar Kurumunca yapılan sosyal sigorta yardımlarının; sigortalının işe girişinin süresinde Kuruma bildirilmediğinden bahisle, 506 sayılı Kanunun 10 ve 26. maddeleri uyarınca rücuen tahsili istemine ilişkindir.
506 sayılı Kanunun 9. ve 10. maddelerinin 4447 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hükmü kapsamında işverenin Kurumun rücu alacağından sorumluluğu için; işe giriş bildirgesinin, sigortalının işyerinde işe başlama tarihinden itibaren 1 ay içinde verilmemiş olması ve yine zararlandırıcı sigorta olayının da, iş bu 1 aylık süre dahilinde meydana gelmemiş olması gerekmektedir.
Hal böyle olunca da, somut olayda; sigortalının işe girişinin yasal süre içerisinde Kuruma bildirilip bildirilmediği keza iş kazasının 1 aylık süre içerisinde meydana gelip gelmediği hususu; özellikle, sigortalının işyerinde işe başlama tarihi de hiçbir kuşku ve tereddüte yer bırakmayacak biçimde saptanmak suretiyle yöntemince araştırılıp irdelenmelidir.
Diğer taraftan; işverenin 506 sayılı Kanunun 10. maddesine dayalı sorumluluğunun kusursuz sorumluluk ilkesine dayanması, giderek anılan maddeye dayalı sorumluluk durumunun 26. maddeye oranla daha ağır olması nedeniyle, işverenin bu madde kapsamındaki sorumluluk sınırını oluşturan gerçek zarar tavan değeri belirlenirken; işverenin kusuruna sigortalının müterafik kusurundan takdir edilecek bir bölümün de ilave edilerek hesaplama yapılması gerekir.
Somut olayda, işverenin Kurumun rücu alacağından; 506 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca sorumlu tutulması gerektiğinin tespiti halinde, hükme dayanak kılınan kusur raporunda; zararlandırıcı sigorta olayının meydana gelmesinde, işverenin %60, sigortalının %40 oranında kusurlu bulunması itibariyle, hak sahipleri tarafından işveren aleyhine açılıp kesinleşen maddi tazminat davasında alınan 19.03.2003 günlü hesap raporuna göre, hak sahiplerinin; işverenin %100 kusurlu olduğu kabul edilerek hesaplanan maddi zarar miktarlarından, yukarıda açıklanan hukuki esas çerçevesinde, Borçlar Kanunu'nun 43 ve 44. maddeleri gereğince sigortalı kusurunun %50'sinden az olmamak üzere takdir edilecek oranda hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle bulunacak miktarlardan, her bir hak sahibi için ayrı ayrı olmak üzere, o davada hükmedilen maddi tazminat miktarları ile mahkemece kabul edilen hakkaniyet indirimine ilişkin tutarların indirilmesi suretiyle sonucuna göre dış tavan kontrolü yapılmalıdır.
Bu yönde, 506 sayılı Kanunun 9. maddesinde öngörülen yasal koşulların somut olayda gerçekleşmemiş olması halinde ise; davalılar murisi işverenin iş kazasının meydana gelmesinde %60 oranında kusurlu bulunması nedeniyle, 506 sayılı Kanunun 26/1. maddesi kapsamında, Kurumun rücu alacağının dış tavanını teşkil eden miktarla iç tavan, iş bu %60 kusur oranına göre belirlenmeli, iç tavanda taleple bağlılık ilkesi de gözetilmelidir.
Yine, hak sahiplerinden O. ile E'ye Kurumca bağlanan gelirlerin 18 yaşını ikmal etmeleri nedeniyle kesilerek fiili ödemeye dönüşmesi halinde ise, Kurumun rücu alacağı ( içtavan ); iş bu fiili ödeme miktarına göre, taleple bağlılık ilkesi de gözetilmek suretiyle saptanmalıdır.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar araştırılmaksızın eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, hükmü temyiz eden davacı ve davalılar E. ve H.B.'nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, üye M. Zafer Erdoğan'ın muhalefetine karşı; Başkan Coşkun Erbaş, Üyeler Coşkun Ö., Neslihan Sever ve Ali Göçen'in oylarıyla ve oyçokluğuyla 17.11.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
Sosyal Sigortalar Kurumunun, 506 sayılı Kanunun 10. maddesinden kaynaklanan rücu hakkı halefiyete dayanmayan ve işverenin çalıştırdığı sigortalıyı süresinde Kuruma bildirmemesinin müeyyidesi olarak kanundan doğan bir rücu hakkıdır.
Bu sebeple, Kurum bu tür davalarda sadece bağladığı gelirin ilk peşin değerini isteyebilir. Gelirlerde meydana gelen artışlar istenemeyeceğinden tavan hesabı yapılmasına gerek olmadığı gibi, ayrıca hakkaniyet indirimi yapılması da mümkün değildir.
Bu itibarla çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy