(4721 S. K. m. 6)
Dava: Davacı, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 2.903.786.374 liranın yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Necmiye ve Zeynep S. avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, Bağ-Kur'dan aylık almakta iken ölen sigortalının ölümünden sonraki tarihlerde de aylıklarının bankamatikten çekilmeye devam edilmesi nedeniyle, aylıkların sigortalının mirasçısı olan davalılardan tahsili istemine yönelik olup, paranın kim tarafından çekilip kullanıldığının ispatlanamadığı, mirasın mirasçılar tarafından reddedilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği gibi müddei iddiasını ispatla yükümlüdür. Bir davada ispat yükünün kime ait olduğunun belirlenmesi ve ispat yükü altında bulunan taraftan delillerini istemesi hakimin usul hukuku hükümlerinden kaynaklanan başlıca görevlerindendir. Öncelikle somut olayda kanıtlama yükünün kime ait olduğunun belirlenmesinde hukuksal zorunluluk vardır.
Doğal olarak bankamatik kartının hayatta iken sigortalının yanında bulunması, öldükten sonra da birlikte oturan mirasçılarının eline geçmesi asıldır. Bu yön ispat yükü açısından karine oluşturmaktadır. Ancak bu karinenin aksinin ispatı mümkündür. Bu nedenle davada ispat yükünün davalılara ait olduğunda kuşkuya düşülmemelidir. Bu bağlamda davalıların, annelerine ait bankamatik kartına sahip olmadıklarını inandırıcı delillerle ispat etmeleri gerekir. Örneğin davalılar anneleriyle birlikte oturuyorsa ve bankamatik kartının bir başkasının elinde olduğunu kanıtlayamamış ise aylıkların kendileri tarafından çekildiği kabul edilmelidir. Nitekim açıklanan doğrultuda davalılardan delilleri sorulup yeterli kanıtlar toplanmadan sadece mirasçılık sıfatına dayanılarak eksik araştırma ve inceleme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Kuşkusuz muris sigortalının ölümünden sonra tahakkuk eden aylığı terekeye dahil bir mal olmadığından mirasçıların halefiyet yoluyla müteselsilen sorumlu oldukları ilkesinin bu davada uygulama yeri bulunmamaktadır.
Kabule göre de, davacı kurum fuzulen ödenen 2.903.786.374 lira aylığın tahsilini talep etmiş olup, Hukuk usulü Muhakemelere Kanununun 74. maddesinde yer alan taleple bağlılık ilkesine aykırı olacak şekilde 3.026 YTL'nin hüküm altına alınmış olması da isabetsizdir.
Mahkemece yapılacak iş; belirtilen yönde araştırma ve inceleme yapılarak, bozmaya konu kararı temyiz etmeyen diğer davalılar nedeniyle davacı Kurum lehine oluşan usulü kazanılmış hak durumu da gözetilerek hüküm kurmaktan ibarettir.
O halde, davalılardan Nemciye S. ile Zeynep S.'ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy