(2004 S. K. m. 67)
Dava: Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Aydın E. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, Türkiye'deki çalışmaları nedeniyle yaşlılık aylığı bağlanan davalının, yurtdışında çalışmaya başlaması sonucu yaşlılık aylığının iptal edilmesi nedeniyle ödenen aylıkların tahsili için geçilen takibe yönelik itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtilen gerekçe ile davanın reddine, takibin haksız olması nedeniyle davalı lehine icra tazminatına hükmetmiştir.
01.06.1980 tarihinden itibaren Türkiye'deki çalışmaları nedeniyle kendisine yaşlılık aylığı bağlanan sigortalının, 01.04.1981 - 31.12.2003 tarihleri arasında İsviçre'de çalışmış ve issizlik yardımı almış olması nedeniyle, davacı Kurum tarafından yaşlılık aylığı iptal edilerek, 01.04.1981-24.05.2003 tarihleri arasında ödenen aylıkların yasal faizi ile tahsili için, 31.04.2004 tarihinde Pendik 1. İcra Müdürlüğünün 2004/4753 sayılı dosyası ile icra takibine geçilmiştir.
Sigortalı tarafından 21.08.2003 tarihinde, Kurum işleminin iptali ve borçlu olmadığının tespitine yönelik açılan ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16.12.2004 tarih, 7034-12042 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Ankara 4. iş Mahkemesinin 05.05.2004 tarih, 2003/1249 Esas- 2004/1018 Karar sayılı ilamı ile yaşlılık aylığının iptaline yönelik Kurum işleminin iptali ile, sigortalının Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Mahkemece, kesinleşen hüküm esas alınarak itirazın iptaline dair davanın reddine, sigortalı tarafından açılan dava bilindiği halde takip yapılması nedeniyle, davacı Kurum aleyhine icra tazminatına hükmedilmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67. maddesine göre; ...takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Davacı Kurum'un yasal haklarını kullanarak takibe geçtiği 31.03.2004 tarihi itibariyle menfi tespit davası kesinleşmediği ve kötü niyetin varlığından bahsedilemeyeceği halde davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Sonuç: Hüküm fıkrasının 4. paragrafında yazılı 3.890,16 YTL inkar tazminatının ve birlikte rakam ve sözcüklerinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 28.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy