(1479 S. K. m. Ek. m. 19) (1086 S. K. m. 275)
Davacı, davalı Kurum işleminin iptali ile 09.09.2003 günlü malullük aylığı talebine göre aylık bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davada uyuşmazlık konusu olan husus; 26.09.1988-03.12.1997 tarihleri arasında 1479 s. Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olan davacının, anılan dönem prim borcunun hesaplanmasında esas alınacak kanuni düzenlemeye ait bulunmaktadır. 1479 s. Yasaya 20.06.1987 gün ve 3396 s. Kanunla eklenen ek 19. maddesi hükmünde; Kuruma kayıt ve tescili yapıldığı durumda kayıt ve tescil gününden itibaren on yıl içerisinde hiç prim ödememiş olan sigortalılar hakkında, prim borcunun hesaplanmasında; başvuru gününde yürürlükte bulunan hükümlerin uygulanacağı ifade edilmiştir. Anılan madde 04.10.2000 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 619 s. Yasa Hükmünde Kararname ile değişikliğe uğrayarak, Kuruma kayıt ve tescili yapıldığı durumda kayıt ve tescil gününden itibaren üç yıl ve daha fazla süreyle hiç prim ödememiş olanların bu süreye ait primlerinin ödeme gününde bulundukları basamağın prim tutarı üzerinden hesaplanarak tahsil edileceği ve haklarında ödeme gününde yürürlükte bulunan hükümlerin uygulanacağı hükmü öngörülmüş ise de, anılan Yasa Hükmünde Kararname, Anayasa Mahkemesi'nin 08.08.2001 gününde yürürlüğe giren 26.12.2000 günlü kararıyla iptal edilmiştir.
Diğer taraftan, iptal kararı yürürlüğe girmeden önce 31.07.2001 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4692 s. Yasanın geçici 1. maddesinin son fıkrasında, 04.10.2000 gününden önce Kuruma kayıt ve tescil edildiği halde, kayıt ve tescil gününden itibaren beş yıl ve daha fazla süreyle prim ödemeyenlerle beş yıl ve daha fazla süreye ait prim borcu bulunanların, bu sürelere ait prim borçlarının sigortalının bulunduğu gelir basamağının 31.07.2001 gününde geçerli olan prim tutarı üzerinden hesap ve tahsil edileceği hükmü getirilmiş, ancak, anılan kanuni düzenleme de 24.07.2003 gün ve 4956 s. Yasanın 56/b maddesi hükmüyle 02.08.2003 gününden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. Öte yandan aynı Yasanın 02.08.2003 gününde yürürlüğe giren 43. maddesiyle 1479 s. Yasanın ek 19. maddesi hükmünde yapılan değişiklikle de, bu Yasanın yürürlük gününden önce Kuruma kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye ait prim borcu bulunanlar ile beş yıl ve daha fazla süre prim ödemeyenlerin sigortalılıklarının, prim ödemesinde bulunan sigortalıların, ödediği primlerin bütün olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesinde bulunmayan sigortalıların da sigortalılığının tescil tarihi itibarıyla askıya alınacağı öngörülmüş; ne var ki, sigortalıların başvurusunda prim borcunun hesaplanma yöntemi belirtilmeyerek buna ait usul ve esasların Kurumca düzenleneceği ifade edilmiştir.
Bu yönde kural olarak kanunlar yürürlükte oldukları dönemdeki uyuşmazlıklar ve görülmekte olan davalara uygulanmakta ise de, sigortalıların Bağ-Kur'a olan prim borçlarının belirli kanuni koşulların varlığı durumunda güncelleştirilmesine ait 1479 s. Yasanın ek 19. maddesi hükmünde, çeşitli günlü kanuni düzenlemelerle yapılan değişikliklerin sonuçta Kurumun prim alacağına ait bulunması itibarıyla, bu kanuni düzenlemelerin yürürlüğe girdiği tarihler sonrasında maddede ön görülen esasların gerçekleşmesi koşuluna bağlı olarak ve sigortalılar yararına oluşan kazanılmış hak durumu da gözetilmek suretiyle henüz kesinleşmemiş bütün uyuşmazlıklara uygulanması gereği açıktır.
İnceleme konusu davada ise, beş yıldan fazla sigortalılık süresi olan ve hiç sigorta primi ödemesinde bulunmayan davacının borcunun, özellikle davalı Kurumun savunması ve kabulü de göz önünde bulundurularak 4692 s. Yasanın geçici birinci maddesi hükmüne göre saptanması gerektiği anlaşıldığından, konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak prim borcu kuşkuya yer bırakmayacak açıklıkta belirlenmeli ve sonucuna göre dava konusu istek hakkında karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, davacının prim borcu hesaplanmaksızın istemin aynen kabulü yönünde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 29.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy