(1475 S. K. m. 73) (4857 S. K. m. 77) (506 S. K. m. 26) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nesrin Ş. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine yapılan soysal sigorta yardımlarının 506 Sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline yönelik olup yapılan yargılama sonucunda kazalı sigortalının olayda %100 kusurlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava 506 sayılı yasanın 26. maddesine dayalı olup davanın reddine ilişkin kararın eksik incelemeye dayandığı görülmüştür. İşveren İş Kanununun (1475 SK.m.73 - 4857 SK.m.77) gereğince işyerinde gerekli tüm iş güvenliği tedbirlerini almak işçileri eğitmekle yükümlüdür. Dosyadaki bilgilerden kazaya neden olan silindirin kontak anahtarı olmadan çalıştırılabildiği ve sigortalının da bu şekilde aracı kullandığı anlaşılmaktadır. Operatör olmayan sigortalıya iş kazasına ilişkin yeterli eğitim verilmediği ve görevinin dışındaki bir işte çalışmasına engel olunmadığı görülmektedir. Bu nedenle olayda işverenin tamamen kusursuz olduğunun kabulü maddi olgu ile çelişmektedir. Kaldı ki, kusur raporları arasındaki çelişki hükme dayanak yapılan son bilirkişi raporunda da giderilmemiştir. Buna göre yeniden olayın oluşuna ve mevzuat hükümlerine uygun olarak kusur raporu alınması ve mahkemece bu raporda denetlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle, BOZULMASINA, 05.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy