(2926 S. K. m. 2, 3, 5, 6, 9)
Davacı, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı'na tabi sigortalılığı ile çakışan zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının iptaline, bu süreler dışında kalan zorunlu tarım Bağ-Kur sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine ve aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nesrin Şengün tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, zorunlu Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalılığı ile çakışan günler dışında kalan sürelerde tarım Bağ-Kur sigortalılığının kesintisiz devam ettiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece 102 günlük zorunlu Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalılığı ile çakışan günler dışında 01.01.1987 tarihinden itibaren 28.04.2002 tarihine kadar 2926 sayılı kanuna tabi sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 2926 sayılı Kanunun 2, 6 ve 9. maddeleridir.2926 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca "Diğer Sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmayan tarımsal faaliyette bulunan kimseler ... Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılırlar." Öte yandan sigortalılığın sona ermesini düzenleyen Yasanın 6. maddesinde ise bu gibilerin diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışmaları halinde çalışmaya başladıkları tarihten itibaren sigortalılıklarının sona ereceği öngörülmüştür. Ancak anılan Yasanın 5. maddesinde yerini bulduğu üzere sigortalılığın zorunlu oluşu ve kapsama dahil bulunmak koşuluyla sigortalı olmak hak ve yükümünden vazgeçilemeyeceği gibi kaçınılamayacağı olgusu, yasanın 9. maddesinde yer alan Kurumun resen tescil yükümü ile birlikte gözetildiğinde, davacının Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi çalışmalarının bitiminde tekrar 2926 sayılı Yasa çerçevesinde tarımsal faaliyetlerine yeniden başlayarak devam etmesi halinde davalı Bağ-Kur'un bu sonradan gerçekleşen tarımsal faaliyete değer vermesi zorunludur.
Davada çözümlenmesi gereken sorun, davacının zorunlu Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi çalışmasından sonra tarımsal faaliyette bulunup bulunmadığının tespitidir.2926 sayılı Yasanın 3. ve bu yasanın uygulanma usul ve esasları hakkındaki Yönetmeliğin 5. maddesine göre tarımsal faaliyet; gerek kendi mülkünde, gerek ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, gerekse konuya ait yerlerde yapılabilir. Anılan Yasanın "Tescilde esas alınacak belgeler " başlığını taşıyan 10. maddesi ile yönetmeliğin 9. maddesine göre ise; sigortalıları kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile ayrıca diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, yasayla kurulu meslek kuruluşlarının tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin, tarım kredi kooperatifleri ve birliklerinin, pancar ekicileri üretim kooperatifleri ile birliğin (Pankobirlik), Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.'nin ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtları esas alınmaktadır.
Davacının, Bağ-Kur dosyasında uyuşmazlık konusu olan zorunlu SSK'lı çalışmasından sonraki dönemde Ziraat Odasında, Tarım Kredi Koop.'de, Ziraat Bankasında kaydını bulunmadığı, dava dilekçesine ekli il muhabere göre 2002 yılı Mayıs ayına kadar çiftçilik yaptığının belirtildiği başlangıcın belirtilmediği, mahkemece Bağ-Kur dosyasından başka araştırma yapılmadığı anlaşıldığından, mahkemece yapılacak iş, uyuşmazlık konusu dönemde tarımsal faaliyette bulunup bulunmadığı yukarıda açıklanan hususlar göz önüne alınmak suretiyle mahkemece bir kez daha araştırılıp soruşturulmalı, talep edilen tarihler arasında 2926 Sayılı Yasa kapsamında olacak şekilde tarımsal faaliyetinin bulunup bulunmadığı muhtar ve tanık beyanları dahil yöntemince araştırılarak toplanan kanıtlar birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy