(506 S. K. m. 9, 10, 26) (818 S. K. m. 51)
Dava: Davacı, trafik iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, işe girişi süresinde Kuruma bildirilmeyen ve zararlandırıcı sigorta olayı sonucu yaşamını yitiren sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler nedeniyle uğranılan Kurum zararının teselsül hükümleri gereğince davalı işveren şirket yönünden 506 sayılı Kanunun 10. ve davalı işveren vekili Ahmet yönünden 26. madde gereğince rücuan tahsili istemine ilişkin olup, somut olayda 9. ve 10. madde koşullarının gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Kanunun kusursuz sorumluluk ilkesini içeren 10. maddesine dayalı tazmin sorumluluğu durumunda, 26. maddeye ilişkin davalardaki sorumluluğun gerçek zarar tavan değeriyle sınırlanması kuralının kıyas yoluyla uygulanması gerektiği, ancak 10. maddenin öngördüğü sorumluluk durumunun 26. maddeye göre farklı ve daha ağır olması nedeniyle, 9. ve 10. madde kapsamındaki sorumluluk sınırını oluşturan gerçek zarar tavan değeri belirlenirken, işveren ve diğer kişilerin kusur oranları toplamına, sigortalının kusurunun takdir edilecek bir bölümü de dahil edilerek hesaplama yapılması, Yargıtay'ın konuya ilişkin yerleşik içtihatlarının gereğidir. Ayrıca davanın Borçlar Kanununun 51. maddesinde düzenlenen teselsül hükümleri doğrultusunda açıldığı durumlarda, birlikte sorumlu olanlar müşterek kusurla hareket etmediklerinden kusurlu üçüncü kişi, 506 sayılı Kanunun 26/2. maddesine uygun olarak, kusur sorumluluğu dahilinde belirlenen tavan değerden müteselsilen sorumlu tutulmalı, münhasıran 10. maddeden kaynaklanan sorumluluk ise işverene ait olmalıdır.
Dava konusu somut olayda, davalı işveren şirketin % 50, şirket ortağı ve işveren vekili davalı Ahmet'in % 10, kazalının da % 40 oranında kusurunun bulunduğu belirlenmiş olmakla; özellikle davacı istemi doğrultusunda işveren şirket ve Ahmet yönünden teselsül hükümleri gereğince 506 sayılı Kanunun 26. maddesi gereğince % 60, münhasıran işveren şirket yönünden ise aynı Kanunun 10. maddesi gereğince kazalının kusurunun % 50 sinin davalıların toplam kusuruna eklenmesiyle bulunan % 80 oranı esas alınmak suretiyle gerçek zarar tutarlarının (dış tavanların) belirlenmesi gerekirken, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu gereğe uyulmaması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Üye Süleyman C.'in muhalefetine karşı; Başkan Coşkun E., Üye M. Zafer Erdoğan, Coşkun Ö. ve Neslihan S.'in, 21.04.2005 gününde oylarıyla ve oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy