(4853 S. K. m. 10) (3417 S. K. m. 2)
Dava: Davacı, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla tasarruf teşvik kesintisi ve nema alacağından oluşan alacağın yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı, sigortalı çalışması nedeniyle Tasarruf Teşvik Hesabına yatırılması gereken kesinti ve işveren katkılarının eksik yatırıldığını, bu nedenle eksik nema aldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 50,00 YTL'nin yasal faizi ile tahsilini istemiştir.
Dava hukuki nitelikçe davacının; çalıştığı döneme ilişkin olarak ücretlerinden işverence yapılan tasarrufu teşvik kesintileri ile işveren katkı payı ve nemalarının kendisine eksik ödendiğinden bahisle fazla talep hakkı saklı kalmak kaydıyla 50,00 YTL'nin temerrüt tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 29.04.2003 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4853 sayılı Çalışanların Tasarruf Teşvik Hesabının Tasfiyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak Ödemelere Dair Kanun'un 7 ve 8. maddeleridir.
Anılan kanunun 8. maddesinde; 3417 sayılı kanun hükümlerine göre, ücretlerden yapılması gereken tasarruf kesintileri ile katkı paylarını süresi içinde ilgililer adına açılmış bulunan Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırmayan işverenlerden; yatırılması gereken miktarlar ile gecikme zammı, resen veya ilgililerin başvurusu halinde Sosyal Sigortalar Kurumunca 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun primlerin tahsiline ilişkin hükümleri dairesinde tahsil olunarak T.C. Ziraat Bankası şubelerindeki ilgili Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırılır. 4853 sayılı kanunun 10. maddesi ile mülga 3417 sayılı Kanunun 2. Maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamındaki personelin aylık ve ücretlerinden tasarruf kesintileri ile Devlet ve işveren katkılarını süresi içinde ilgililer adına açılmış bulunan Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırmayan Kurumlar, yatırılması gereken miktarların resen veya ilgililerin başvurusu hâlinde yasal faizi ile birlikte T.C. Ziraat Bankası şubelerindeki ilgili Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırılmasından sorumludurlar. şeklinde düzenleme yapılmış, buna göre tasarruf kesintileri ile işveren katkılarının ilgililerin banka hesaplarına yatırılmaması halinde Sosyal Sigortalar Kurumu tahsile yetkili kılınmıştır.
Banka yazısından, davacı hesabına tasarrufu teşvik kesintisi olarak 113,49 YTL yatırıldığı anlaşılması, hükme esas bilirkişi raporunda da tasarrufu teşvik kesintisinin 113,49 YTL olduğu, yeniden hesaplamaya gerek bulunmadığı belirtilerek sadece nema alacağının hesaplandığı görülmüştür. Dava konusu çalışma süresine ilişkin tasarrufu teşvik kesintisinin 113,49 YTL olarak tespitine ilişkin hesap raporuna dayalı olarak verilen hükmün davacı tarafından temyiz edilmemesi, giderek bu miktarın da işverence ilgili hesaba yatırılmış bulunması karşısında, davacının tasarrufu teşvik kesintisine ilişkin alacağı bulunmamaktadır. Yine, süresinde yatırılmış tasarrufu teşvik kesintisi yönünden davacının nema alacağı bulunmadığı gibi, bundan dolayı Kurumun herhangi bir sorumluluğu da bulunmamaktadır.
Mahkemece; tasarrufu teşvik kesintilerinin yasal süresinde davacı hesabına yatırılıp yatırılmadığı araştırılarak, süresinde yatırıldığının anlaşılması durumunda Kuruma yöneltilen davanın reddine, süreden sonra yatırılmış olduğunun anlaşılması durumunda, gecikme nedeniyle davacının uğradığı nema alacağı olup-olmadığı uzman bilirkişiden alınacak raporla belirlenip, gerektiğinde T.C.Ziraat Bankası Genel Müdürlüğünün ilgili Biriminden sorularak nema alacağı yönünden sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bulunan bilirkişi raporunun dayanak alınarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.09.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy