(818 S. K. m. 63, 64)
Davacı, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 9.247.792.572 liranın yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından yaşlılık aylığı bağlanması aşamasında birleştirilen 1479 Sayılı Yasaya tabi 405 günlük sigortalılık süresinin, anılan Kurum kayıtlarındaki müfettiş incelemesi sonucunda 305 güne düştüğünün tespiti üzerine, yaşlılık aylığı koşullarını yitiren sigortalıya 01.8.1995-24.5.2003 tarihleri arasındaki sürede yersiz olarak ödenmiş bulunan aylıklar toplamını oluşturan 9.247.792.572 TL'nin yasal faiziyle birlikte tahsiline ilişkin davanın yargılaması sonucunda, yazılı gerekçelerle kabul kararı verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan Borçlar Kanunu'nun 63 ve 64. maddeleri, sebepsiz zenginleşen kişinin iadeyle yükümlü olduğu miktarın belirlenmesinde, zenginleşenin iyiniyetli veya kötüniyetli olmasına göre, farklı düzenlemeler öngörülmüştür. Buna göre, sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hallerde, zenginleşmesini geri vereceği zamandaki durumu dikkate alınmalıdır, iyiniyetli zenginleşen, sabit olan zenginleşme miktarının istek tarihine kadar geçen zaman içerisinde azaldığını kanıtlarsa, zenginleşmesinden sadece elinde kalanı geri vermekle yükümlüdür. Bu yolda bir ispatın bulunmadığı hallerde ise, varlığı sabit olan zenginleşme miktarını geri vermek zorundadır. Ayrıca, iyiniyetli zenginleşenin geri verme borcu kapsamına, hakkaniyet ilkesi çerçevesinde getirilen sınırlandırmayla, iyiniyetli zenginleşenin, sebepsiz zenginleşmesinin hiç gerçekleşmemiş olması halinde bulunabileceği durumdan daha kötü duruma düşürülmemesi de, anılan yasal düzenlemelerin gereğidir.
Sigortalının iyi niyetli olduğunun kabulü asıl olup; tahsis talebi üzerine hizmet birleştirmesine esas alınan 1479 Sayılı Yasaya tabi sigortalılık süresinin olması gerekenden fazla bildirilmesinin gerekçesi, müfettiş tespitinin dayanağı ve davacının bu konudaki tavrının iyi niyeti yönünden yukarıda sıralanan ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi; yaşam deneyleri ve ekonomik koşullar uyarınca davalının, kendisine ödenen dava konusu yaşlılık aylıklarını tüketerek elden çıkarmak zorunda kalan, günü gününe ve kıtı kıtına geçinen kimselerden olduğu genel kabulü ile bu kabulün aksi yönündeki iddiaların araştırılmasıyla elde edilecek bilgilerin değerlendirilmesiyle bir sonuca varılması gereği gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırmayla karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 30.05.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy