(3201 S. K. m. 5)
Davacı, yurtdışında geçen hizmetlerini 3201 sayılı yasa uyarınca borçlanmasının mümkün olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava; Bulgaristan Göçmeni olarak Türkiye'ye gelen davacının, 01.05.1990 - 10.06.2004 tarihleri arasında Bulgaristan'da gerçekleşen hizmetlerinin; 3201 sayılı Yasa uyarınca borçlandırılmasının mümkün bulunduğunun tespiti istemine ilişkin olup; Mahkemece, 3201 sayılı Yasaya göre, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olanların, gerçekleşen yurt dışı çalışmalarını borçlanabileceği, davacının borçlanma talep edilen dönemde Türk vatandaşı olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin, Türk vatandaşı olunmayan dönemlerde gerçekleşen, yurt dışındaki çalışmaların 3201 sayılı Yasaya göre borçlanılamayacağına ilişkin gerekçesi isabetlidir. Ancak; davacı, 1989 yılından itibaren Türk vatandaşı olduğunu iddia etmekte olup, dosyada bulunan ve 12.05.2004 tarihinde düzenlendiği anlaşılan kimlik belgesinden de, davacının Türk vatandaşı olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının Türk vatandaşlığına geçtiği tarih araştırılarak, bu tarihten itibaren yurtdışında gerçekleşen sigortalı çalışmalarına ve borçlanılmak istenilen hizmetlerin tarih ve süreleri; davacı tarafından ibraz edilen Bulgaristan yetkili makamlarınca düzenlenmiş çalışma belgesinin aslına uygunluğu noterlik ya da Mahkemece onanmış örneği de eklenmek suretiyle ibraz edilen belgede kayıtlı çalışmanın doğruluğu Bulgaristan Cumhuriyeti Devletinden diplomatik yolla sorularak belirlenmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 20.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy