(1479 S. K. m. 26)
Davacı, 22.03.1985-31.12.2001 tarihleri arasında 1479 sayılı kanuna tabi sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 22.03.1985-31.12.2001 tarihleri arasında 1479 sayılı kanuna tabi sigortalılığının geçerli olduğunun tespitini talep etmiş, mahkemece davacının kendi talebi uyarınca sigortalılığının vergi kaydına göre belirlendiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
1479 sayılı Kanunun, 20.04.1982 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunla değişik 24. maddesi hükmüne göre; bir kimsenin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılabilmesi için, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olması, gelir vergisinden muaf alanlarında meslek kuruluşun kayıtlı bulunması gerekir. Yine, aynı maddede 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunla getirilen düzenleme ile de bu kapsam daha da genişletilerek kendi nam ve hesabına çalışanlardan vergi mükellefi olanların, meslek kuruluşu ile, esnaf siciline kayıtlı bulunanların zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olacağı belirtilmiştir.
Somut olayda; vergi kaydına dayanılarak 04.11.1993 tarihli giriş bildirgesi ile ve 02.08.1996 tarihli talebi uyarınca 22.03.1985 tarihi itibariyle zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescili yapılan davacı; 20.05.1993-28.12.2001 dönemindeki vergi kaydı nedeniyle bu tarihler arasındaki sürelerde nizasız zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olup; davaya konu dönem yönünden yapılan araştırma ise özellikle, davacının 14.12.1983 tarihinde başlayıp devam eden Eczacılar Odası kaydı gözetildiğinde hüküm kurmaya yeterli değildir. Davacının 10.10.2002 tarihli dilekçesi, sigortalı sayılma isteminden vazgeçtiğini gerektirir nitelikte değildir. 1479 Sayılı Kanunun 26. maddesine göre Bağ-Kur sigortalılığından vazgeçilemez. Bu bağlamda davacının 14.10.1996 tarihli prim ödemesi yönünden; ödenen miktarın geçmiş zorunlu sigortalılık dönemlerine ilişkin prim borcundan fazla olup olmadığı uzman bilirkişi aracılığı ile belirlenerek, fazla ödemenin tespiti halinde, vergi kaydından sonraki döneme esas olmak üzere, bu fazla ödeme miktarı ve prim ödenen sureler kadar davacının isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olduğunun kabulü ile, varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı gerekçelerle karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacı Kadriye'ye iadesine 04.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy