(1086 S. K. m. 91, 92, 93, 94, 95)
Dava: Davacı, ödeme emrinin iptali ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Çekişmeli yargıda kural olarak tasarruf ilkesi geçerlidir ve taraflar dava konusu üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilirler. Bu suretle davaya son verilebilmesinin bir yöntemi davadan feragattir ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 91 ila 95. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm kesinleşinceye kadar kullanılabilen bir hak niteliğindeki feragat, davacının istem sonucundan vazgeçmesi olup, kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğurur. Geçerliliği için davalının rızasına veya mahkemenin kabulüne gerek olmayıp, bu konudaki tek taraflı irade beyanının mahkemeye ulaşması yeterlidir. Mahkemece, yalnızca, feragatin gerçekten anılan anlamı içerip içermediği ile, yasal yönteme uygun yapılıp yapılmadığı araştırılır ve koşullar gerçekleşmişse; feragat nedeniyle davanın reddi yönünde hüküm kurulur. Mahkemece henüz karar verilmemiş olsa bile, davacı feragatten dönemez; ancak, hata, hile veya ikrah nedeniyle geçersiz olduğunu, aynı davada ileri sürebileceği gibi, feragatin feshi için ayrı bir dava da açabilir. Feragatin kesin hüküm oluşturma etkisi maddi anlamdadır ve feragat nedeniyle reddedilen dava, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeniden açılamaz. Öte yandan, feragat ile dava konusu uyuşmazlık esastan sona erdiğinden ve koşula bağlı hüküm verilemeyeceğinden, koşullu feragat geçersiz olduğu gibi, davacının istem sonucunun bir kısmından vazgeçmesi (kısmi feragat) durumunda, davanın feragat edilmeyen bölümü yönünden yargılamaya devam edilir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; mahkemece karar verilip davadan el çekildikten sonra davacı şirket temsilcisi tarafından 18.05.2006 tarihinde davadan feragat istemini içeren dilekçenin mahkemeye sunulduğu belirgin bulunmakla, anılan dilekçe ve feragat beyanı incelenerek sonucuna göre karar verilmesi zorunludur.
O halde, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma içeriğine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, 22.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy