(506 S. K. m. 80) (6183 S. K. m. 102)
Davacı, borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı ve davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının temyizine gelince;
Dava; 1997 yılı 3., 4., ve 5. aylara ilişkin prim borcu için tebliğ edilen ödeme emrinin iptali talebine ilişkindir.
Davacı, davaya konu ödeme emrine itirazında zamanaşımı definde bulunduğuna göre, bu yönde; 506 sayılı Kanunun 80'nci maddesinde 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekir. 3917 Sayılı Kanunla yapılan bu değişiklik, aynı kanunun 8. maddesi hükmüne göre, 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda, zamanaşımı süresi bakımından; 3917 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden, Sosyal Sigortalar Kurumunun alacak hakkı, Borçlar Kanunu madde 125'de öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Giderek zamanaşımının başlangıç tarihi ise yine Borçlar Kanununun 128. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına ilişkin Borçlar Kanununun 132 ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir. 3917 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden aynı maddede 5198 sayılı Kanunun 11. maddesi hükmüyle yapılan ve Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun 51. maddesi yanında 102. maddesinin de uygulanmayacağına ilişkin değişikliğin yürürlüğe girdiği 06.07.2004 tarihine kadarki döneme ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden ise; 6183 Sayılı Kanunun zamanaşımı konusunu düzenleyen 102. madde ve ardından gelen maddeleri geçerlidir. Bu yönde; 102. madde hükmüne göre, zamanaşımı süresi; 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır. Dava konusu olayda; yukarıda öngörülen esaslar çerçevesinde ödeme emrine konu primler, 1997 yılı 3., 4., ve 5. aylara ilişkin olup, 3917 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden sonra ve 5198 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 06.07.2004 tarihinden önceki döneme ilişkin olduğundan, takip tarihi itibariyle 6183 Sayılı Kanunun 102. maddesi ve devamındaki hükümler gereğince primin ödenmesi gereken vadesinin rastladığı takip eden yılbaşından itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin fazlasıyla geçtiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde; davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy