(506 S. K. Ek. m. 5)
Davacı, çalıştığı iş ve işyeri itibariyle itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Sigortalılık süresini arttırıcı itibari hizmet süresi; fiziksel, ruhsal ve fizyolojik bakımlardan insan sağlığını ve çalışma gücünü olumsuz yönde etkileyerek yaşam süresini kısaltan ağır ve yıpratıcı koşullar altında çeşitli tehlikelere açık olarak çalışanlar için getirilmiş sosyal amaçlı bir uygulama olup, konu ile ilgili 2098 ve 3395 sayılı Kanunlardaki amaç, bu işlerde çalışanlara, anılan etkenler yönünden farklı ortamlarda çalışanlara göre özel bir koruma sağlamaktır.
506 sayılı Yasanın 3395 sayılı yasayla değişik Ek 5. maddesi hükmüne göre, anılan itibari hizmet süresinden yararlanabilmek için, Yasada öngörülen iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gereklidir. Bunlardan birinci koşul, eldeki dava yönünden, sigortalının Azotlu Gübre Sanayinde çalışmış olması; ikinci koşul ise, yine aynı maddenin alt bentlerinde yazılı fiziksel dış etkenlerden birinin olayda ayrıca gerçekleşmiş bulunmasıdır.
Keşif sırasındaki beyanlardan, özelleştirme nedeniyle devredilen fabrikada üretime yönelik herhangi bir çalışma olmadığı, genel bakım ve onarım işlerinin yapılmakta olduğu belirlenmiş olup; 10.10.1997 tarihine dek idari hizmetlerde, anılan tarih sonrasında ise itfaiye şefliği emrinde, şoför olarak çalışan davacının hangi zararlı etkenlerden ne şekilde etkilendiği için Yasadan yararlandırılması gerektiği konusunda tanık anlatımları dışında, herhangi bir veri elde edilememiştir. Yargılama sürecinde toplanan kanıtlarla, özlük dosyasındaki bilgilerin değerlendirilmesi sonucunda; üretim bölümlerinden ayrı ve yasanın aradığı etkenlere maruz olumsuz koşullarda bir çalışması bulunmadığı anlaşılan davacının istemi yönünden davanın reddi yerine, soyut ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy