(506 S. K. m. 68, Geç. m. 91)
İcra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davalı avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.11.2006 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davalı adına avukat ile karşı taraf adına avukat geldiler. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- 506 Sayılı Yasaya tabi sigortalı konumundaki babasının ölümü nedeniyle 15.12.1987 tarihinden itibaren babası nedeniyle ölüm aylığı almakta olan davalının, 01.4.1985 -18.4.2000 tarihleri arasında 1479 Sayılı Yasaya tabi isteğe bağlı sigortalı konumundaki prim ödemeleri sonucunda, 01.5.2000 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanmış olduğu gerekçesiyle ölüm aylığı kesilerek, 22.05.2000 - 22.01.2004 tarihleri arasındaki sürede yersiz ödenen kısmının istirdadı amacıyla icra takibine geçilmiş olup; takibe itiraz üzerine açılan eldeki davanın yargılaması sonucunda yazılı gerekçelerle kısmen kabule karar verilmiştir.
506 Sayılı Yasanın 68. maddesi Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya buralardan gelir veya aylık almaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takip eden devre başından itibaren kesilir hükmünü içermekte olup, davacı Kurum işlemi de anılan yasal düzenlemeyi dayanak almış bulunmaktadır. Ancak, 2.7.2005 tarih, 5386 Sayılı Yasa ile 506 Sayılı Yasaya eklenen Geçici 91. madde ile 6.8.2003 tarihinden önce hak sahibi kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıklar; bunların evlenmeleri, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmaları veya kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık almaları halleri hariç olmak üzere geri alınmaz.
Bunlardan, yukarıda belirtilen haller haricindeki nedenlerle gelir veya aylıkları kesilen veya durdurulan kız çocuklarının gelir ve aylıkları, kesme veya durdurma tarihi itibariyle talep şartı aranmaksızın yeniden başlatılır. Gelir ve aylığın kesilmesi nedeniyle diğer hak sahiplerine önceki hisselerinden fazla ödenen tutarlar, gelir ve aylığı tekrar başlatılacak hak sahibine yapılacak ödemeden mahsup edilir. Gelir veya aylığı kesilenlerden tahsil edilmiş olan tutarlar aynen iade edilir düzenlemesini getirmiştir.
Yargılama sürecinde getirilen yeni düzenlemeyle, kız çocuklarının ölüm aylıklarının kesilmesi nedenleri arasında yer alan Sosyal Sigorta veya Emekli Sandıklarından gelir veya aylık alma durumu, kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık alma durumuna dönüştürülmüştür.
Ev hanımı konumundaki davalının 1479 Sayılı Yasaya tabi sigortalılığı isteğe bağlı sigortalılık niteliğinde olup, eylemli çalışmaya dayalı zorunlu sigortalılık olmaması nedeniyle, Bağ-Kur primi ödediği dönemle ilgili olarak, davacı Kurum tarafından herhangi bir çekişme de yaratılmamış; buna karşın sigortalılığı nedeniyle yaşlılık aylığı bağlanması üzerine babası nedeniyle bağlanan ölüm aylığının iptali yoluna gidilmiştir.
Davalının, 1977-1978 yıllarında 506 Sayılı Yasaya tabi 240 günlük zorunlu sigortalılığına karşın, 1479 Sayılı Yasa uyarınca bağlanan Yaşlılık aylığına, yine bu yasa kapsamındaki 15 yıl 26 günlük isteğe bağlı sigortalılığı üzerinden hak kazandığı, bunun da 506 Sayılı Yasanın Geçici 91. maddesindeki düzenleme uyarınca ölüm aylığına engel oluşturmadığı yönü gözetilmeksizin, eksik incelemeyle sonuca varılmış olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni olmakla birlikte; davacı Kurumun yargılama gideriyle sorumluluğunda, konuya ilişkin yasal düzenlemenin dava açıldıktan sonra gerçekleştiği yönü gözetilerek karar verilmelidir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalı avukatı yararına takdir edilen 450,00 YTL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 21.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy