(1479 S. K. m. 63)
Davacı, trafik kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davalılardan M. N. avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, trafik kazasında vefat eden sigortalı S' nin hak sahiplerine bağlanan ilk peşin değerli ölüm aylığının davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasanın 63. maddesidir. Mahkemece; kazaya kansan araç olarak 38 .. 386 plakalı aracın davalı M.N. adına kayıtlı olması ve işleten sıfatının bulunması nedeniyle bu davalı hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 13 Kasım 2002 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 27.03.2002 tarih 2001/343 Esas ve 2002/41 sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile 1479 sayılı Yasanın 63. maddesinin son fıkrasında yer alan Araç sahiplerine ibaresinin iptal edilmesi karşısında artık olayda kusuru bulunmayan araç sahiplerine rücu olanağı kalmamış ise de; Kurumun anılan yasa maddesindeki diğer sorumlulara rücu hakkı mevcut bulunduğu gözetildiğinde, uyuşmazlığın 2918 Sayılı Yasada yer alan Araç işletenin sorumluluğu ilkeleri irdelenerek çözümlenmesi gereği açıktır, 2918 Sayılı Kanunun 3. maddesi hükmünde öngörülen tanım çevresinde işleten sıfatının bulunması, bir başka anlatımla araç üzerindeki fiili hakimiyeti ile aracı tehlikesi kendisine ait olmak üzere kendi ad ve hesabına işletiyor olması halinde de sorumluluk mümkündür.
Kaza tespit tutanağında; kazaya kansan aracın plakasının 38
386 olarak belirtildiği, sürücü Ziya'nın ise; ceza dosyasında 38
386 olarak beyan ettiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; zararlandırıcı trafik kazasına karışan aracın plakası hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli ve davalının rücu alacağından sorumluluğu bu araştırma sonucuna göre değerlendirilmelidir.
Diğer taraftan davalı M. N' nin işleten sıfatının olduğunun anlaşılması halinde; şayet itirazı olmaz ise trafik polis memurunca düzenlenen ve diğer davalı sürücüye atfedilen 3/8 kusur oranına itibar edilmeli, aksi halde trafik konusunda uzman bilirkişi heyetinden yeniden kusur raporu alınarak sonucuna göre davalının rücu alacağından sorumluluğuna hükmedilmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki ilkeler üzerinde durulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı M. N' nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan M. Nuri'ye iadesine, 30.04.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy