(1086 S. K. m. 163)
Davacı, gecikme zammına uygulanan faizin kaldırılmasına ve ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, prim borcuna işletilen gecikme zammına, ayrıca, kanuni faiz yürütülmesi işleminin kanuna aykırı olduğundan bahisle ödeme emrinin kanuni faiz yönünden iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; akabinde, temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce gecikme zammına faiz yürütülemeyeceğinden davanın kabulüne karar vermek gerektiği belirtilmek suretiyle karar bozulmuştur.
Bozma ilamı ve duruşma gününü içeren tebligat, davacı vekili adresinde Nihat imzasına tebliğ olunmuştur. Duruşma gününde davacı davayı takip etmemiş, ardından davalı 17.10.2005 tarihli dilekçe ile davasını yenilemiştir. Yenileme sonrası verilen 30.11.2005 tarihli duruşmadan, davacı vekili, bozma ilamı ve duruşma gününü içeren tebligatın kendisi ile aynı handa bulunan başka bir avukat bürosuna yapıldığını beyan etmiş, bunun üzerine mahkemece, tebligatın kime tebliğ edildiği PTT'den sorulmuş; PTT'den yazı cevabında tebligatın davacı vekilinin adresine sekreteri ve Nihat imzasına tebliğ edildiği bildirilmiş, bunun üzerine 21.06.2006 tarihli duruşmada, davacı vekiline iddiasını ispat için delil ve belgelerini sunmak üzere 1 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekili 1 haftalık süre içinde kendi avukatlık bürosunda çalışan kişileri gösterip, Sosyal Sigortalar Kurumu dönem bordrosunu sunmuş (aralarında Nihat adı geçmiyor) ve tanık dinleteceğini bildirmiş; 26.07.2006 tarihli duruşmada ise, tanık dinletmek isteğini yinelemiş, ancak, mahkemece izin verilmeyerek, bozma öncesi 2 kez, bozma sonrası ise 1 kez olmak üzere toplam 3 kez dosyanın işlemden kaldırıldığından bahisle HUMK'un 409/son maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Davaların uzaması veya uzatılmasını engellemek amacıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 163. maddesiyle getirilen kesin mehil kuralı, Kanunun amacına uygun kullanılmalı, başka bir anlatımla davanın reddi için araç görülmemelidir. Kesin mehile ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlamayı önleyecek şekilde açık ve eksiksiz olmalı ve yapılacak işlerin neler olduğu tek tek gösterilmeli ve ara karar gereğinin yerine getirilmesi için davacı tarafından yatırılması gereken masraf tutarının ayrıntılı olarak saptanması gerekir.
Somutlaşan olayda; 21.06.2006 günlü ara karan ile kararlaştırılan kesin mehil, HUMK'un 163. maddesi ve Yargıtay Kararlarına aykırıdır. Bu bağlamda kesin süre geçtiğinden bahisle davacıya iddiasını ispatlamak imkanı verilmeksizin, 05.10.2005 tarihli duruşmada verilen, dosyanın işlemden kaldırılması kararı doğru kabul edilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 09.04.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy