(506 S. K. m. 18, 26)
Dava: Davacı meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirler ile, yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rucüen ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır. Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi N. Ş. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, meslek hastalığı sonucu sigortalının sürekli iş göremezlik durumuna girmesi nedeniyle Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının506 Sayılı Kanun 25. madde uyarınca davalı işverenden rucüen tahsiline ilişkin olup, mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, yapılan araştırma ve alınan kusur raporu yetersiz olup, hükme esas alınamaz, işverenlerin meslek hastalığından sorumlu tutulabilmesi için 505 Sayılı Kanunun 13. maddesi uyarınca, sigortalının bu işverenlerin hizmetinde çalışırken meslek hastalığına tutulduğunun ve meslekte kazanma güç kaybının bu hastalıktan kaynakladığının ve eski isinden fiilen ayrılma zamanı ile hastalığının meydana çıkması arasında, hastalık için Sosyal Sigortalar Sağlık işlemleri Tüzüğü'nde belirlenen süreçten (Yükümlülük süresinden) daha uzun bir zamanın geçmemiş olması şarttır. Burada önemli olan hastalığı belirleyen rapor tarihi değil tıbbi verilere göre hastalığın ortaya çıktığı tarihtir. Sosyal Sigortalar Kanunu madde 15'de gösterilen yükümlülük süresi buna göre belirlenmelidir.
Sigortalıda 21.01.2000 tarihinde saptanan ve % 37.2 oranında meslekte kazanma gücü kaybına neden olan meslek hastalığı "organik asitlere bağlı bronşittir. Hükme dayanak kılınan kusur raporunda davalı işverene % 50 oranında kusur verilmiş. % 20 oranında da kaçınılmazlığın etken olduğu öngörülmüştür. Rapor. Dairemizin ve Yargıtay'ın kabul ettiği ve uygulamada 32 yıl formülü olarak adlandırılan esaslara aykırı, düşmektedir. Şöyle ki; sigortalının işyerinde 32 yıldan daha kısa bir süre çalışması halinde, kaçınılmaz maluliyet oranı; çalışılan yıl sayısı: 32 yıl ortalaması ile çarpılarak" kaçınılmaz maluliyet oranı belirlenmelidir. Sigortalının IS yaşından sonra çalışmaya başlaması halinde ise; her yıl için. 32 yıldan 3 yıl indirilerek kaçınılmaz maluliyet belirlenmeli, artık yaşlar için orantılama yoluyla indirime gidilmelidir. Kusur raporu, bu hususları nazara almadığından yetersiz görülmüştür. Mahkemenin, işverenin kusur payını hesaplarken; aralarında sigortalıda oluşan meslek hastalığı konusunda uzman doktor bilirkişinin de bulunacağı ehil bilirkişi heyeti marifetiyle; uygulamada 32 yıl formülü olarak adlandırılan yöntem uyarınca saptanmalıdır. Sigortalının davalı işyerinden hangi tarihte ayrılmış ise; işi bırakma tarihindeki sürekli iş göremezlik derecesi saptanmalı ve işverenin kusuru ona göre belirlenmelidir.
Davalı işverenin kusuru saptanırken; meslek hastalığının oluşmasında, farklı tarihlerde hizmetinde çalışılan başka işverenlerin, birlikte kusurları olmayıp ayrı zamanlarda ve ayrı ortamlarda meslek hastalığının oluşmasına, birbirleriyle irtibatlı olmaksızın katkılarının bulunduğunun alınacak kusur raporu ile anlaşılması halinde ve bu nedenle her işverenin sadece kendi kusuru oranındaki maddi zarar miktarından sorumlu tutulması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. Diğer taraftan, davalı işverenin yeniden saptanacak kusur payı; sigortalının. 07.11.2005 günlü hesap raporunda saptanmış bulunan maddi zarar miktarına uyarlanmalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 03.07.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy