(506 S. K. m. 10) (818 S. K. m. 43, 44) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava; işe girişi süresinde Kuruma bildirilmediği ileri sürülen sigortalı işçi R.'in 13.02.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu %88 oranında meslekte kazanma güç kaybına uğraması üzerine Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının 506 Sayılı Kanunun 10 ve 26. maddeleri uyarınca rücuan ödetilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
Davalı işveren, sigortalının %88 olarak belirlenen meslekte kazanma güç kaybına itiraz ettiğinden, malûliyet oranının, 506 sayılı Kanunun 109. maddesinde öngörülen prosedür ve 28.06.1976 gün ve 1976/6-4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanan ilkeler doğrultusunda inceleme yapılarak belirlenmesi gerektiğinden öncelikle Sosyal Sigorta Yüksek Kurulundan rapor alınması, anılan Kurul tarafından verilecek raporun davacı Kurum açısından bağlayıcı olmasına karşın, davalı işverenin bu rapora da itiraz hakkının bulunduğu gözetilerek, itirazı halinde Adli Tıp Kurumu veya Tıp Fakültelerinin konu ile ilgili anabilim dalı uzmanlarından oluşturulacak kurullardan rapor alınmak suretiyle sigortalının gerçek meslekte kazanma güç kaybı oranının belirlenmesi gerekir.
Sigortalının bizzat muayenesinin gerekmesi durumunda; sigortalının ilgili Kuruma sevki için her türlü muayene ve tedavi ücreti ile şehirlerarası ve şehir içi ulaşım, konaklama giderleri ve harcırahının davalı işveren tarafından mahkeme veznesine önceden yatırılması gerektiği olgusunun mahkemece gözetilmesi gerekir.
Belirlenen meslekte kazanma güç kaybı oranının %66 ve daha fazla olması durumunda sigortalının maddi zararı hesaplanırken, pasif döneme ilişkin zararın da hesaba katılmasının gözetilmesi gerektiği hukuksal gerçeği göz önünde tutulmalıdır.
Davacı Kurum, 506 Sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca istemde bulunduğu halde sigortalının işe girişinin süresinde Kuruma bildirilip bildirilmediği yöntemince araştırılmamıştır.
Davalı işverenin 506 Sayılı Kanunun 10. maddesine göre sorumluluğu; kusursuzluk ilkesine dayanır. Zararlandırıcı sigorta olayında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemişse Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarından 10.maddeye göre sorumlu tutulması gerekir. Hakkaniyet indirimi yapılırken sigortalının müterafik kusuru oranında indirim yapılması halinde, 26. maddeye dayanılarak açılan dava sonucunda verilecek karar ile, 10. maddeye dayanılarak açılan dava sonucunda verilecek karar arasında herhangi bir fark kalmayacağından hakkaniyet indiriminin, sigortalının müterafik kusurundan az olması gerekir.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle sigortalının yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak inceleme sonucuna göre meslekte kazanma güç kaybı oranı gerçeğe uygun olarak belirlendikten, sigortalının meslekte kazanma güç kaybının %66 ve daha fazla olması halinde pasif dönem içinde maddi zarar hesabı yapıldıktan, ayrıca, davalı işverenin 506 Sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca sorumlu tutulması gerektiğinin tespiti halinde işverenin %100 kusurlu olduğu kabul edilerek hesaplanacak maddi tazminat miktarından, zararlandırıcı sigorta olayında; sigortalının %30, davalı işverenin %70 oranında kusurlu olduğu da dikkate alınarak, Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri uyarınca sigortalının kusurunun %50sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak gerçek zarar tavanı belirlendikten sonra Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74. maddesindeki taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınarak tavan aşılmamak suretiyle rücu alacağına hükmetmekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, 20.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy