(506 S. K. m. Ek. m. 5, 6) (4958 S. K. m. 34)
Davacı, murisi G.'in yapmış olduğu askerlik borçlanması sebebiyle 01.01.2005 tarihinden itibaren 506 sayılı yasanın 65 ve devamındaki hükümlerine göre ölüm aylığına hak kazandığının tespiti ile aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, askerlik borçlanma süresine ilişkin olarak, 1 yıllık sürenin 365 gün olarak değerlendirilerek, 01.01.2005 tarihi itibariyle ölüm aylığı bağlanmasına ilişkindir. Mahkemece, 506 sayılı Kanun'un Ek 5 ve 6. maddeleri gereği 1 yılın 360 güne tekabül etmekte olup, bu şekilde tesis edilen kurum işleminin yerinde olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
506 sayılı Kanunun dava konusu ile ilgili 4958 Sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik 60/f maddesi gereğince, er olarak askerlikte geçen sürenin tamamına borçlanma imkanı getirilmiştir. Kanun hükmünün bu açık ifadesi karşısında, davacının fiilen askerlik yaptığı sürenin tamamını borçlanabilmesi mümkün görülmektedir. 506 sayılı kanunda bu yaklaşımı engelleyecek aksine bir hükümde bulunmadığına göre, somut olayda 506 sayılı kanunun 60/f maddesi gereğince fiili askerlik süresinin tamamının borçlanılmasına imkan tanınması gerekirken, kurumun aksine düşünce ile 1 yıllık sürenin 360 gün üzerinden hesaplanmak suretiyle borçlanma yapmış olması yasa hükmüne uygun bulunmamaktadır. Bu bağlamda, kurum işlemi doğrultusunda, mahkemece tesis edilen hükümde yerinde değildir.
Yapılacak iş; tahsis için öngörülen prim ödeme gün sayısının bakiye borçlanma bedelinin ödenmesi ile yerine getirileceği dikkate alınarak, öncelikle fiili askerlik süresinin tesbiti ile ölüm aylığı bağlanabilmesi için gerekli olan süreye ilişkin olarak bakiye borçlanma bedelinin ödenmesi için davacıya mehil verilmeli; bakiye borçlanma bedelinin ödenmesi halinde, ödemeyi takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanmasına karar verilmelidir.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın mahkemece yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 02.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy