(506 S. K. m. 80)
Davacı, icra takibinin ve ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, hukuki nitelikçe; 6183 sayılı Kanun çerçevesinde yapılan takibe konu 2004/263 numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkin olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bozma ilamında da açıklandığı gibi; davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 80 inci maddesi hükmüne göre, sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın yasal süresi içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen tüzel kişiliği haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri, Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Diğer taraftan, kanuni temsilcilerin sorumluluğunu düzenleyen 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesi hükmüne göre de, tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları, kanuni temsilcilerin kişisel mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilmektedir. Dava dışı işveren Anonim Şirketin Yönetim Kurulu Üyesi olan davacının 506 sayılı Kanunun anılan maddesi kapsamında kurum alacağından işveren ile birlikte teselsül hükümleri gereğince sorumluluğu için, prim veya diğer kurum alacağının tahakkuk ettiği, ödenmesi gereken dönemde, üst düzey yönetici sıfatıyla şirketi temsil ve ilzam yetkisine sahip bulunması gerekmekte olup; Kurum alacağından 6183 sayılı Kanunun anılan maddesi kapsamında sorumlu tutulabilmesi için ise; yine, işbu alacağın gerçekleştiği, ödenmesi gereken dönemde kanuni temsilci sıfatı taşıması ve giderek kanuni temsilci statüsü kazanabilmesi için de, tüzel kişiyi borç altına sokma ve yönetme yetkisine sahip olması zorunludur.
Dava dışı borçlu Anonim Şirketin 03.04.2000 tarihli Yönetim Kurulu toplantısında alınan ve Karabük 3. Noterliğince 10.04.2000 tarihinde onaylanan karar tutanağı içeriğine, yine, aynı Noterlikçe aynı tarihte onaylanan ve şirketin temsil şeklini belirten sirkülere göre, davacının şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Davanın dayanakları olan ve yukarıda belirtilen kanun maddelerinde öngörülen sorumluluk koşullarının davacı yönünden gerçekleştiği belirgin bulunmakla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu istemin aynen hüküm altına alınması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy