(6183 S. K. m. 58) (506 S. K. m. 80)
Dava: Davacı, icra takibinin ve ödeme emrinin iptali ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Aydın Eser tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Davacı, davalı Kurum'a olan prim borçlarının KDV iade alacaklarından mahsup yoluyla ödenmesini istediklerinden, çıkarılan ödeme emrinin iptal edilmesine karar verilmesini istemiş; Mahkeme, prim borçlarının 2004 yılı Mart - Kasım aylarına ait bulunduğundan, geç ödeme sebebiyle davacının borçtan sorumlu olduğu belirtilerek, ödeme emrine konu alacağın 6183 s. Yasa'nın 58. maddesi gereğince %10 zamlı olarak tahsiline karar vermiştir.
1- Davacıya, 2002/12. ay, 2004/2 ila 10. aylara ait 156.612,98 YTL prim aslı ile bunlara 30.06.2005 gününe kadar hesaplanmış 48.180,11 YTL gecikme zammı olmak üzere toplam 204.793,09 YTL borç için, 2005/27514 takip s. ödeme emrinin gönderildiği, ödeme emrinde gecikme zammına kanuni faiz yürütüleceğinin belirtildiği görülmüştür. Mahkemece, ödeme emrine konu prim alacağı aslının, davacının KDV iade alacağından mahsuben ödenip ödenmediği araştırılmalı, ödemenin yapıldığının anlaşılması durumunda, ödeme tarihi ile 506 s. Yasa'nın 80. madde hükmü gözetilmek suretiyle belirlenecek süre yönünden gecikme zammı yürütülmesi ve ödeme emrine konu borcun bu çerçevede belirlenmesi gerekir.
2- Ödeme emrine ait yazıda, gecikme zammına kanuni faiz yürütüleceği belirtilmiş olup; gecikme zammı, hukuki açıdan nitelikli faiz olduğundan, faize faiz yürütülemeyeceğinin gözetilmemiş olması isabetsizdir.
3- 6183 s. Yasa'nın 58. maddesi hükmüne göre, %10 haksız çıkma tazminatının, asıl alacak üzerinden belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması kanuna aykırıdır.
Mahkemenin yukarda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı biçimde hüküm kurması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 27.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy