(506 S. K. m. 34, 56, 58, 59)
Dava: Davacı vekili, davacının malul sayılması ve kendisine 25.12.2000 tarihinden itibaren yeniden malûllük aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile malullük aylıklarının ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın reddi yönünde hüküm kurulmuştur.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davalı Kurumca, 506 sayılı Kanunun malullük sigortası hükümlerine göre 01.01.1990 tarihinden itibaren davacıya bağlanan aylığın, sosyal güvenlik destek primine tabi sigortalı olarak çalışmaya başlaması üzerine 2000 yılının Kasım ayında tesis edilen işlemle kesildiği, 08.01.2001 günü yeniden tahsis başvurusunda bulunan davacının yapılan muayene ve kontrolleri sonucunda çalışma gücünü en az 2/3 oranında yitirmediğinin belirlendiği gerekçesiyle isteminin reddedildiği, itiraz üzerine inceleme yapan Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'nca da; aynı görüşün benimsenmesi sonrasında işbu davanın açıldığı anlaşmakta olup, mahkemece, yürütülen yargılama sırasında, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen, üçte iki oranındaki kaybın gerçekleşmediği yönündeki rapora dayanılarak dava reddedilmiştir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun, davacıya ilk kez malullük aylığı bağlandığı tarih itibarıyla yürürlükte olan 53'üncü maddesinde; çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirdiği belirlenen veya çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirmiş durumda sayılmayanlarda 34'üncü madde gereğince yapılan tedavi sonunda, Kurum sağlık tesisleri kurullarınca düzenlenecek raporlarda çalışabilir durumda olmadığı belirtilen sigortalının malullük sigortası bakımından malul sayılacağı açıklanmış iken, anılan maddede 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunun 33 üncü maddesi ile değişiklik yapılmış ve Kurum hastanelerince düzenlenecek usulüne uygun sağlık kurulu raporları ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu çalışma gücünün en az üçte ikisini kaybettiği Kurumca saptanan sigortalının malûllük sigortası bakımından malul sayılacağı belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, kanun koyucu tarafından, çalışma gücünü en az üçte iki oranında yitirmemiş sigortalılar yönünden getirilmiş olan, çalışabilir durumda olmama olgusuna ilişkin düzenleme kaldırılmıştır.
İnceleme konusu davada öncelikle belirtilmelidir ki; 506 sayılı Kanunun 58'inci maddesinin ilk fıkrasında yer alan Malullük aylığı almakta iken sigortalı olarak çalışmaya başlayanların malullük aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihten başlayarak kesilir. hükmü gereğince, aylık kesilmesi işlemi yerinde olduğu gibi; maddenin ikinci fıkrasında yer alan; ilk fıkraya göre malullük aylıkları kesilenlerden işten ayrılarak malullük aylığı verilmesi için yazılı istekte bulunan sigortalıya, kontrol muayenesine tabi tutulmak ve malûllüğünün devam ettiği anlaşılmak koşuluyla, eski malûllük aylığının, yazılı istem tarihi izleyen ay başından itibaren ödenmeye başlanacağına ilişkin düzenleme gereğince, davacının Kurumca kontrol muayenesine tabi tutulması da isabetlidir. Ancak; çalışma gücünü en az 2/3 oranında kaybetmediği belirgin olan davacının ilk tahsis işleminin gerçekleştirildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan yasal düzenleme uyarınca, söz konusu Kanunun 34'üncü maddesi gereğince yapılan tedavi sonunda çalışabilir durumda olup olmadığı yöntemince saptanmalı, bu kapsamda Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalı başkanlıklarında görev yapan uzmanlardan oluşturulacak kuruldan veya Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'ndan rapor alınmalı, çalışabilir durumda değilse, 506 sayılı Kanunun 56'ncı madde hükmü de dikkate alınarak anılan durumun gerçekleşme tarihi raporda belirtilmeli ve elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddi yönünde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya geri verilmesine, 23.10.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy