(1512 S. K. m. 73) (506 S. K. m. 6)
Dava: Davacı vekili, V. K. adlı kişinin, davacıya ait mandalina bahçesindeki çalışmalarının son bulduğunu iddia ettiği tarihten sonra verdiği dilekçesine dayalı olarak, yoklama memurları tarafından düzenlenen tutanak uyarınca gerçekleştirilen prim borcu tahakkuku işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ercan Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 73. maddesi, "Noter, ilgilinin işitme, konuşma veya görme özürlü olduğunu anlarsa, işlemler özürlünün isteğine bağlı olmak üzere iki tanık huzurunda yapılır. İlgilinin işitme veya konuşma özürlü olması ve yazı ile anlaşma imkânının da bulunmaması halinde, iki tanık ve yeminli tercüman bulundurulur." Düzenlemesini içermekte olup; dava dilekçesinde de, "
dilsiz ve sağır müvekkil M. Y.'ın orada yeminli çevirmen varmışçasına ifadesinin alınmasına geçilerek, adı geçen dilsiz ve sağır davacı konuşturulmuş, V. K.'ın 12.08.2003 tarihinde burada çalıştığına ilişkin müvekkilimizin sözüne bu zabıtta yer verilmiştir." ifadesi yer almıştır. Ayrıca, davacının İzmir 21. Noterliği aracılığıyla davalı Kuruma gönderdiği, prim borcunun iptali istemini içerir 11.01.2005 tarihli başvuru yazısı, yeminli tercüman aracılığıyla belgeye aktarıldığı halde, davacı adına davayı açıp, yargılamaya katılan avukatlara verilen vekâletnamede Noterlik Kanunu'nun 73. maddesi uyarınca işlem yapılmadığı gözetilerek, davacının iradesine uygun bir vekalet ilişkisinin kurulup kurulmadığının incelenmemiş olması;
2- Dava, yoklama memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğine göre 2002/3-2004/3 ayları arasında çalışmasının varlığı kabul edilen V. K.'ın hizmet süresi nedeniyle tahakkuk edin primlerin iptali istemiyle açılmış olup; verilecek kararın, sigortalının hizmet süresi üzerindeki etkisi itibariyle, V. K.'ın hak alanını ilgilendirdiği yönü gözetilerek, anılan sigortalıya yöntemince husumet yöneltilmesi sağlanarak, bu kapsamda, V. K. hakkında açılacak davanın eldeki davayla birleştirilmesi sonrasında, V. K.'a hizmet ilişkisine ilişkin kanıtlarını sunma olanağı tanınmasından sonra karara varılması gereğinin göz ardı edilmesi;
3- Mahkemece, yoklama memurlarının, işyerlerinde hizmet akdine istinaden fiilen çalıştırıldığı tespit edilen sigortalıların Kuruma bildirilmeyen ya da eksik bildirilen hizmet ve ücretlerine ilişkin olarak tutanak düzenleyebilecekleri, V. K.'ın ise, 01.02.2004 tarihinde işten ayrıldıktan sonra verdiği dilekçeyle şikayette bulunması üzerine, yoklama memurları tarafından düzenlenen 09.03.2004 tarihli tutanağın, fiili tespit tutanağı niteliğini taşımadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
506 Sayılı Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere "sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez." V. K. yönünden anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenlik hakkı üzerindeki etkisi ve bu yönüyle kamu düzenine ilişkin olduğu yönleri gözetilerek, davanın özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunluluğu bulunmakta olup; sigortalının 05.02.2004 tarihli dilekçesinde halen çalıştığını beyan edip, 09.03.2004 tarihli tutanak içeriğinde ise 01.02.2004 tarihinde işi bıraktığı yönündeki ifadeleri arasındaki çelişki ile, Kurum tarafından 2002/3-2004/3 aylarını kapsayan prim borcu tahakkuku yoluna gidildiği yönleri üzerinde durularak; yoklama memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin çalışma süresi yönünden hangi bilgileri içerdiği ortaya çıkarıldıktan sonra; fiilen çalışan sigortalıyı tespit yönündeki yetkiye uygun bir tutanak olmadığı sonucuna varma halinde dahi, Kurum tarafından sigortalılık süresinden haberdar olunup gerekli işlem yapılan V. K.'ın çalışma süresi konusunda, yukarıda sıralanan ilkeler uyarınca yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda elde edilecek kanıtlardan hareketle sonuca varılması gereği gözetilmeksizin; dinlenen davacı tanıklarının kısmi çalışma konusundaki beyanlarına dahi değer verilmeksizin hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.12.2008 gününde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy