(2709 S. K. m. 36) (2004 S. K. m. 72) (1479 S. K. Ek. m. 11) (5502 S. K. m. 1) (5510 S. K. m. 1)
Dava: Bağ-Kur sigortalısı iken ölen kocasından dolayı 01.11.1986 tarihi itibariyle ölüm aylığı bağlanan ve 11.03.1997 tarihinden beri de Emekli Sandığı iştirakçisi kızından dolayı Emekli Sandığı sağlık sigortasından yararlanıp, 05.08.2006 tarihine kadar kendisine Emekli Sandığı tarafından 14940,29 YTL sağlık harcaması yapılan davacı, Bağ-Kur'dan aylık aldığının tespiti ile yapılan harcama tutarının 1799,10 TL'sinin Emekli Sandığı tarafından dava dışı kızından tahsil edilmesi üzerine, husumeti sadece Bağ-Kur Genel Müdürlüğüne yönelterek, dava dilekçesinde; fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 5000 YTL sağlık giderinin sarf tarihlerinden yasal faizleriyle tahsilini istemiş, son celsede ise Emekli Sandığına ödenen 1799 YTL'nin iadesi ile bakiye kısımdan dolayı da borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme, dava dışı Emekli Sandığı tarafından tahsil edilen iadeye konu paranın, davacının aktifinden çıkmayıp, dava dışı kızından tahsil edildiğini bu nedenle de davacının aktif husumetinin bulunmadığını, öte yandan, borç tahakkuk ettirip bunu tahsil eden kurumunda davalı kurum olmaması nedeniyle davalı Bağ-Kur'a husumet yöneltilemeyeceğini gerekçe göstererek, davalı kurum aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Taş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davanın yasal dayanağı 1479 Sayılı Yasanın Ek-11 ve devamı maddeleridir. Dava sağlık sigortası kapsamında Emekli Sandığı tarafından davacıya yapılan sağlık harcamalarının davalı kurumca karşılanması gerektiği ve davacının borçlu olmadığının tespitine yöneliktir. Davacı yargılama sırasında, mahkemece toplanan delilleri de dikkate alarak, kızı tarafından ödenen 1799 YTL'nin kurumdan tahsilini bakiye tutar yönünden ise kuruma borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davacının, Bağ-Kur sağlık sigortasından yararlanmasına engel bir durumun bulunmadığı ve yapılan sağlık harcamalarının gerçeğe uygun olduğu hususunda davalı Kurumun herhangi bir itirazı bulunmamaktadır. Anayasa'nın 36. maddesi Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir... hükmünü içermektedir. Somut olayda, alacağa ilişkin talebin niteliği itibariyle menfi tespit talebini de içerdiği, 5502 ve 5510 sayılı kanunlarla Sosyal Güvenlik Kurumlarının aynı Tüzel Kişilik altında toplanmış olduğu gerçeği dikkate alınarak, yapılan harcamaların 1479 Sayılı Kanunun Ek-11 ve takip eden devamı maddeleri gözetilmek suretiyle yerindeliği ve resmi tarifeye göre ödenmesi gereken miktarı belirlenip, menfi tespite ilişkin iş bu dava hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davalı Kurumun sağlık giderlerini karşılamakla yükümlü olduğu ve bu nedenle davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu ve pasif husumet ehliyeti yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde; davacını bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 27.01.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy