(506 S. K. m. 3)
Davacı, sigorta başlangıcının 01.01.1979 tarihi olduğunun ve buna göre tahsis talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 17.08.1962 doğumlu olan davacının, davalı işverene ait pastane işyerinde 01.01.1979 tarihinde 1 gün süreyle hizmet akdine dayalı çalıştığının ve bu çalışmanın, sigortalılık başlangıcı olarak kabul edilmesi ile, 06.11.2006 tarihli tahsis talebi gözetilerek yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkin olup; mahkemece, tanık beyanlarına dayalı olarak, sigorta başlangıcına esas olan tarihteki çalışmanın çıraklık statüsünde geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
506 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin 2/B bendine göre, Özel Kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları... uygulanmamaktadır.
Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Yasası'nın 4. maddesinde, bu Kanuna tabi bir sanatı o sanat için düzenlenen tarih ve pratik öğrenim programına göre o işyerinde öğrenmek amacıyla bir çıraklık sözleşmesi ile, bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimseye çırak deneceği; 16. maddesinde ise, işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmaya başlamadan önce velisi veya kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu; 20. maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesi'ne, derneğe kayıtlı ise, ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu bildirilmiştir. Diğer taraftan bir kişiye çırak denilebilmesi için, o kimsenin durumunun bu özel kanunda çıraklar hakkında yapılan tarife ve nitelendirmeye uyması gerekir. Yani, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının belirtilen tarihte çırak olup-olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılarak karar verilmelidir.
Kişi işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bir fiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Dosyadaki kayıt ve belgelere göre; davacının 01.01.1979 işe başlama tarihli işe giriş bildirgesinde çırak olarak çalıştığına dair bir açıklama olmadığı gibi, taraflar arasında yapılmış çıraklık sözleşmesine ilişkin, yazılı bir belge de ibraz edilmemiştir. Diğer yandan, dinlenen tanık beyanları ve dosya içeriğine göre de; davacının çalışmalarının üretime yönelik olduğu anlaşılmakta olup, anılan durum karşısında davacının çırak olarak çalıştığından söz edilemeyeceğinden, davacının tahsis isteminin bu çerçevede değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18.12.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy