(506 S. K. m. 2, 85) (1479 S. K. m. 24)
Davacı, davalı Kurum işleminin iptali ile 02.04.2005-04.05.2006 tarihleri arasında 506 s. kanuna tabi zorunlu sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava, 02.04.2005 - 04.05.2006 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak geçen çalışmalar sebebiyle 506 s. Yasaya tabi zorunlu veya isteğe bağlı sigortalı olunduğunun tespiti istemine ilişkindir. 19.09.1969 gününden itibaren davalı Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı'nca 506 s. Yasa kapsamında zorunlu sigortalılığı başlatılan, 19.09.1969 - 01.04.2005 döneminde çeşitli iş yerlerinden kısmi, dava konusu dönemde 1007266 sicil numaralı ve kendi adına tescilli fırın niteliğindeki iş yerinden eksiksiz prim ödemeleri bulunan davacının, 10.11.1992 gününden itibaren Fırıncılar Unlu Gıda İmal ve Satıcılar Odası ile Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Memurluğu, 16.03.2005 gününden itibaren fırın işletmeciliği sebebiyle vergi kaydı olduğu, 04.05.2006 günü davalı Kuruma başvurarak yaşlılık sigortası hükümleri gereğince aylık tahsis isteminde bulunduğu, Kurumca yapılan değerlendirme sonunda dava konusu döneme ait sigortalılığın, kendi adına kayıtlı iş yerinden sigortalı gösterilemeyeceği gerekçesiyle iptal edilerek tahsis isteminin reddedildiği anlaşılmakta olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ait davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve bu sebeple özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu bulunduğu açıktır. 506 s. Yasanın 2 nci maddesinde, hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayılacağı, 3 üncü maddesinde, kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların veya herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların sigortalı sayılmayacağı belirtilmiş; 1479 s. Yasanın 24 üncü maddesinde, kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu (diğer) sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan, herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olanların sigortalı kabul edileceği, sözü edilen sair sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödeyenlerin sigortalı sayılmayacağı açıklanmıştır. Sosyal Güvenlik Hukukumuzda, sosyal sigortalarda çokluk, bir başka anlatımla bireylere olabildiğince sosyal sigorta hakkı tanıma, yararlanmada ve yükümlülükte teklik ilkesi egemendir. Buna göre, aynı tarihlerde farklı sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında bulunulamaz. Çifte sigortalılık olarak adlandırılan bu statü, yasa hükümleriyle engellenmiştir. Belirtilmelidir ki, anılan düzenlemelerde yer alan emekli sandıklarına aidat ödemekte olanlar ibareleri, başka sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olanlar biçiminde anlaşılmalı, sosyal güvenlik kuruluşları ibarelerinin de aynı zamanda sosyal güvenlik kanunları terimlerini içerdiği kabul edilmelidir. Bu tür çakışan (ikili) sigortalılığa ait uyuşmazlıkların çözümü için ise, gerçek ve fiili çalışmanın, başka bir anlatımla baskın sigortalılık olgusunun hangi Kurum ve yasa kapsamında gerçekleştiğinin belirlenmesi zorunludur.
İnceleme konusu davaya bu çerçevede bakıldığında; davacının hizmetleri şeklen aynı anda iki faklı sosyal güvenlik kuruluşu ve yasası kapsamında göründüğünden somut olayda baskın sigortalılık olgusunun varlığı ileri sürülebilir ise de, dava konusu dönemde vergi, meslek kuruluşu, Sicil Memurluğu kaydı bulunan davacının, adına tescilli iş yerindeki çalışmalarının kendi adına ve hesabına bağımsız nitelikte ve bu anlamda 1479 s. Yasa kapsamında bulunduğu belirgin olmakla, bu konumda bulunanların çalışmalarının hizmet akdine dayandığının kabulü hukuken olanaksızdır. Zira, anılan Yasanın Sigortalı Sayılanlar başlıklı 2 nci maddesinde zorunlu sigortalı olmanın koşulu olarak, hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılma olgusu öngörülmüş olup, davacının herhangi bir işverence çalıştırılmadığı, dolayısıyla hizmet akdinin de söz konusu olmadığı açıktır. Öte yandan, Yasanın 85 inci maddesine göre; malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına isteğe bağlı olarak devam edilebilmesi için, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşu kapsamında sigortalı olmamak gerekir ve bu nedenle, dava konusu dönemde ödenen primlerin isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak değerlendirilebilmesi de mümkün değildir.
Açıklanan maddi ve hukuki esaslar göz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu istemin aynen hüküm altına alınması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 06.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy