(1479 S. K. Ek m. 11, Ek m. 13, Ek m. 17, Geç. m. 17) (Bağ-Kur Sağlık Sigortası Yardımları Yönetmeliği m. 7, 20) (YHGK. 05.04.1989 T. 1989/10-121 E. 1989/228 K.)
Dava: Davacı, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla özel sağlık kuruluşunda yapılan 14.589,00 YTL tedavi masrafının davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Mahkemece; Bağ-Kur'un sözleşme yaptığı hastanelerden başka bir sağlık tesisinde yapılan masrafların ödenebilmesi için hastalığın acil olduğuna dair rapor alınması ve bu raporun Bağ-Kur tarafından kabul edilmesi gerektiğini, oysa davacının hastalığının acil olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Kanunun sağlık sigortasının kapsamı başlıklı Ek 11. maddesinde sigortalığı devam edenlerin sağlık sigortasından yararlanacağı, Sağlık yardımının kapsamını belirleyen Ek 13. maddesinde, sağlık sigortası yardımlarının, hastalık durumunda muayene, teşhis, tedavi ve sağlık müessesesine yatırılma hallerini kapsayacağı; Sağlık hizmetleri giderlerinin karşılanması başlıklı Ek 17. maddesinde ise, sağlık hizmetlerinin gerektirdiği giderlerin, Sağlık Bakanlığının yataklı tedavi kurumları için belirlediği fiyat tarifesini geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bağ-Kur Sağlık Sigortası Yardımları Yönetmeliğinin 20. maddesinde de aynı düzenleme yer almaktadır.
1479 sayılı Kanunda yer alan bu düzenlemeler karşısında; sağlık hizmeti giderlerinin, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, Mahalli idareler, Üniversiteler, Kamu İktisadi Teşekküllerinin yataklı tedavi kurumlarında yapılacak muayene, tedavi, tahlil, müdahale ve ameliyat tedavilerine ait fiyat tarifeleri esas alınarak Kurum tarafından ilgili kuruluşlara ödenmesi, diğer sağlık kuruluşlarında yapılan tedavilerde ise, Sağlık Bakanlığının resmi sağlık kuruluşları için belirlediği ücret tarifelerinin esas alınması ve bunu aşan kısmının da ilgili tarafından karşılanması gerekir. Bir başka ifade ile, sağlık hizmeti giderinin, acil olsun ya da olmasın (protokol yapılmamış) diğer sağlık kuruluşlarında yapılan tedavi ve diğer giderlerin, belirtilen ücret tarifeleri dikkate alınarak, Kurum tarafından karşılanması gerekir.
Davalı Kurum işlemine ve hükme dayanak alınan 03.08.2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bağ-Kur Sağlık Sigortası Yardımları Yönetmeliği'nin Acil durumlarda tedaviyi düzenleyen 7. maddesinde, vakıanın aciliyet durumu belgelenmek koşuluyla tedavi giderlerinin resmi tarife dikkate alınarak ödeneceği öngörülmüş ise de; Hukuk Genel Kurulu'nun 05.04.1989 tarih 1989/10-121 E, 1989/228 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; Yönetmeliğin 7. maddesi 1479 sayılı Kanunun geçici 17. maddesine aykırı olup, anılan madde de açıkça acil olsun veya olmasın diğer sağlık kuruluşlarında yapılan tedavi ve sair masrafların Kurum tarafından ödeneceği öngörüldüğü, bu durumda sağlık sigortasından yararlanma bakımından yasal olarak daha geniş haklar verilmekte iken yönetmelikle bu hakların daraltılması yönüne gidilmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğu, başka bir deyişle yönetmelikteki hüküm ile yasadaki hüküm çelişkili ise mevzuat hiyerarşisi bakımından yasa maddesinin uygulama önceliğine sahip olduğu gözetilmelidir.
Mahkemece açıklanan ilkeler doğrultusunda, davacının İnternational Hastanesi'ne ödediği ameliyat ve tedavi masraflarının Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nın resmi sağlık kuruluşları için tespit ettiği ücret tarifeleri esas alınarak, konusunda uzman eczacı, tıp doktoru ve hukukçudan oluşan bilirkişi kurulundan karşılaştırmalı ve ödenmesi gereken tutarı belirleyen rapor alındıktan sonra istem hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı düşüncelerle davanın reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönlen amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 03.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy