(506 S. K. m. 60, 79) (5510 S. K. m. 106) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait olan işyerinde 1991 yılı yaz aylarında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde; 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Arınmış tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1-) Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanunun, 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Kanunun 64. maddesi ile değişikliğe uğrayan ve 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 106/1. maddesiyle mülga 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak ise giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumda tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Eldeki davada; her ne kadar dava konusu dönemde davacıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmediği ve davacı çalışmalarının Kurumca tespit edilmediği belirgin ise de; davacının çalıştığını ileri sürdüğü işyeri kamu kuruluşu olan Saimbeyli Belediyesi olup, kamu kuruluşlarında çalışanların kayıtlara geçirilmesinin ve her türlü yapılan işlerin, ücret ödemelerinin belgelere dayandırılmasının asıl olması ve dava konusu dönem Belediye Bordro ve Tahakkuk Müzekkeresine göre, 15.07.1991 - 14.08.1991 tarihleri arasında 28 gün karşılığı davacıya yapılan ödemeden sigorta primi kesildiğinin belirgin olması karşısında, Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereği Kuruma yatırılmasa bile kamu kurumları tarafından çalışmalara ilişkin olarak yapılan ödemelerden kesilen sigorta primlerinin, ait olduğu dönem yönünden hak düşürücü sürenin işlemesine engel olduğu gözetilerek 15.07.1991 - 14.08.1991 tarihleri arasında 28 gün davacının Kuruma bildirilmeyen çalışması olduğunun tespiti kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Bu kapsamda, yapılacak araştırmada yukarıda anılan dönemde davacının 18 yaşını ikmal etmemiş olduğunun tespit edilmesi halinde; 506 sayılı Kanunun, (yukarıda açıklanan Kanun hükmüyle) mülga 60/G maddesindeki, Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir. düzenlemesi, bozma üzerine yürütülecek yargılama sürecinde göz önünde bulundurulmalıdır.
2-) Kabule göre; karar tarihi itibariyle geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesine aykırı olarak, ortak gerekçe ile haklarında ret kararı veriler, davalılar lehine tek yerine ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmedilmesi, isabetsizdir.
O halde, davacı Avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 02.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy