(1479 S. K. Geç. m. 18, Ek Geç. m. 13) (5510 S. K. Geç. m. 7) (YHGK 31.03.2004 T. 2004/10-528 E. 2004/533 K.)
Dava: Dava, davacının oda ve vergi kayıtlarına dayanarak, 20.4.1982-26.3.1989 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılığının tespiti istemine dairdir.
Mahkemece ilamında yazıldığı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ebru Pakin Akın tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 23.12.1977-12.08.2005 tarihleri arasında oda kaydının mevcut olduğu anlaşılan davacının, dava dilekçesine ekli sigortalılık belgesinde 01.01.1979-31.12.1983 tarihleri arasında vergi kaydı görünürken, aynı vergi dairesinin mahkemeye gönderdiği cevabi yazıda vergi kaydının olmadığının bildirildiği, bu şekilde ortaya çıkan çelişkinin de giderilmediği anlaşılmaktadır.
Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalılarının primlerini işverenler yatırdığı halde, Bağ-Kur sigortalıları kendi primlerini bizzat kendileri yatıran kişilerdir. Bu sebeple çalıştırdığı sigortalıların primlerini yatırmayan işverenler hakkında, 506 sayılı Kanun bir takım yaptırımlar öngördüğü halde, 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılar yönünden geçmişe yönelik olarak vergiye tabi sürelerin sigortalılık kapsamına alınması için zaman zaman özel yasalar çıkarılmakta ve bu süreler için tahakkuk ettirilen primlerin ödenmesi için yasal imkan tanımaktadır.
Bu amaçla ilk defa 2654 sayılı Kanun ile 1972-1982 yılları arasındaki vergiye kayıtlı süreler için borçlanma imkanı getirilmiş (Ek Geçici Mad.13) ve daha sonra çıkarılan 3165 sayılı Kanun ile 2654 sayılı Kanunda öngörülen başvuru süresi uzatılmıştır. Daha sonra 2000 yılında çıkarılan 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile aynı imkan tekrar tanımış; ancak söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa Mahkemesince iptali üzerine son olarak 4956 sayılı Kanun ile getirilen geçici 18. madde hükmü ile aynı kural tekrar yürürlüğe konulmuştur. 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlük tarihi 04.10.2000'dir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile ortaya çıkan yasal boşluk gözetilerek 4956 sayılı Kanunun geçici 18. maddesi ile ilgili uygulama yasa koyucu tarafından 04.10.2000 tarihine götürülmüştür.
Bu kapsamda, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın geçici 7/1. maddesi hükmünde Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler düzenlemesinin yer alması ve Kanunların geriye yürümesi veya yürümemesi konusunda mevzuatımızda genel bir hüküm olmayıp, toplum barışının temel dayanağı olan hukuka ve özellikle kanunlara karşı güveni sağlamak ve hatta kanun koyucunun keyfi hareketlerine engel olmak için, öğretide kanunların geriye yürümemesi esasının kabul edildiği gözetildiğinde, gerek Özel Hukuk ve gerekse Kamu Hukuku alanında, kural olarak her Kanunun, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zamanda meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanacağı, o tarihten önceki zamana rastlayan olaylara ve ilişkilere uygulanmayacağı, hukuk güvenliğinin de bunu gerektirdiği sonucuna varılmaktadır.
Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralının istisnalarından birini, beklenen (ileride kazanılacağı umulan) haklar oluşturmaktadır. Kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin kurallar yönünden de kanunların geriye yürümesi söz konusudur. Yargılama hukukunu düzenleyen kanunlar da, ilke olarak geçmişe etkilidir (Prof. Dr. Necip Bilge, Hukuk Başlangıcı, 14. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, sh: 193-194; Prof. Dr. A. Şeref Gözübüyük, Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, 18.Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2003, sh: 73). (HGK. 13.10.2004 T., 2004/10-528 E., 2004/533 K.)
5510 sayılı Yasanın yukarıda belirtilen hükmü ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağının 1479 sayılı Kanun, giderek geçici 18. madde olduğu kabul edilmelidir.
4956 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarih 02.08.2003 olduğuna göre, vergi kaydına dair tereddüt giderildikten sonra, davacının anılan tarihten itibaren yasaca tanınan başvuru süresi içinde Kuruma tescil ve ödeme başvurusu yapıp yapmadığı araştırılarak varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tayini usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.01.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy