(506 S. K. m. 79) (5434 S. K. Ek. m. 47)
Dava: Dava, davacının 16.05.1972 - 21.01.1987 tarihleri arasında Bulancak İlçesi, Büyükada Köyünde fahri imam-hatip olarak geçen çalışmaların tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ebru Pakin Akın tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davada çözülmesi gerekli ilk sorun, davanın yasal dayanağının 506 Sayılı Kanunun 79/10. maddesi mi, yoksa, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa 2865 Sayılı Kanunla eklenen ek 47/c maddesi mi olduğudur.
Anılan Yasanın ek 47/c maddesi ile halen T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olup, daha önce bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olmadan köy, kasaba ve mahalle camilerinde, dernek, vakıf veya köy bütçesinden ücret alarak imam-hatiplik yapanlara da bu görevlerini belirtilen belgelerle tevsik etmeleri koşuluyla borçlanma olanağı tanımıştır. Daha sonra, 3157 sayılı Yasanın 1. maddesi ile anılan hükümde değişiklik yapılarak, belirtilen belgelerin tevsikinin mümkün olmaması halinde, Diyanet İşleri Başkanlığını temsilen ilgili müftülük hasım gösterilmek suretiyle açılan dava sonunda hizmet süresini belirleyen ve yetkili sulh hukuk mahkemesince verilmiş olan bir kararın yeterli sayılacağı öngörülmüştür.Davacının kadrolu devlet memuru olduğu saptanır ise, anılan düzenleme gereği araştırma yapmak üzere Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan, görevsizlik kararı verilmelidir.
Davacının Emekli sandığı iştirakçisi olmadığı anlaşılır ise, davanın 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine göre açılmış bir hizmet tespiti davası olduğu kabul edilmelidir. Buna göre, Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi, ya da, çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Hak düşürücü süre yönünden somut olay hakkında yapılacak değerlendirmede; davaya konu aynı süre hakkında, davacının daha önce Sosyal Sigortalar Kurumu hasım gösterilmeksizin açtığı davada aldığı kabule dair kesinleşmiş ilamla, yine, hak düşürücü süre içinde Kuruma başvurduğu veya dosya içinde yer alan Kaymakamlık Makamına konu ile ilgili başvurusunun Sosyal Sigortalar Kurumuna iletildiği, Kurumun bu şekilde konuya muttali olduğunun anlaşılması halinde, hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceği gözetilmelidir.
Davacıyı çalıştıran köy tüzel kişiliğine de yöntemince husumet yöneltilmeli, göstereceği deliller toplanıp sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözardı edilerek eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy