(506 S. K. m . 2, 4, 8, 79, 82)
Dava ve Karar: Davacı vekili; davacının, 15.10.2002 - 08.09.2003 tarihleri arasında, davalılara ait işyerinde, aylık 1.500,00 YTL ücret karşılığında, hizmet akdine dayalı aralıksız olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, kanıtlanamayan davanın reddi yönünde hüküm kurulmuştur.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Gıda maddelerinin toptan satış faaliyetini yürüten davalı limited şirkete ait 1103455 sicil numaralı işyerinin 11.04.2003 günü itibarıyla 506 sayılı Kanun'un 8. ve diğer ilgili madde hükümleri kapsamında tescil edildiği, bu şirket ile, dava dışı M... P... Kuruyemişçilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından ortaklaşa düzenlenen tarihsiz belgede; anılan anonim şirketin bayisi olarak adlandırılan dava dışı A... Gıda Ltd. Şti. ile anonim şirket arasındaki ticari ilişkinin sonlandırıldığının ve 14.04.2003 tarihinden itibaren anonim şirket adına davalı şirket tarafından hizmet verileceğinin belirtildiği, bir başka anlatımla, sözü edilen anonim şirket bayiliğinin A... Gıda Ltd. Şti.'den alınarak davalı şirkete verildiği, işbu tespit davasında işveren sıfatıyla kendilerine husumet yöneltilen kişilere karşı davacı tarafından sonradan açılan işçilik haklan davasında Burhan ve Halil yönünden istem reddedilip, şirket hakkında 14.04.2003 - 08.09.2003 dönemine ilişkin olarak işçilik alacaklarının hüküm altına alındığı ve kararın kesinleştiği, davacı adına, çekişme konusu dönemde, yukarıda belirtilen sicil numaralı işyeri yönünden bildirim ve prim ödemesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79. maddesinin onuncu fıkrası olup, bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Anılan Kanun'un 4. maddesinde; bu Kanun'un uygulanmasında 2. maddede belirtilen sigortalıları çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler işveren, işveren nam ve hesabına işin yönetimi görevini yapan kimseler işveren vekili olarak tanımlandıktan sonra, bu Kanun'da geçen işveren deyiminin işveren vekilini de kapsadığı belirtilmiştir. Kanun'un Prim borçlarına halef olma başlığını taşıyan 82. maddesinde ise; sigortalıların çalıştırıldığı işyeri devredilir veya intikal ederse, eski işverenin kuruma olan sigorta primi ile gecikme zammı ve faiz borçlarından, aynı zamanda yeni işverenin de müteselsilen sorumlu olacağı ve buna aykırı sözleşmelerin geçerli kabul edilmeyeceği hüküm altına alınmıştır. Yeni işverenin sorumluluğunun hukuksal dayanağı, sigorta primi ile buna bağlı olarak gecikme zammı ve faiz borcuyla sınırlı halefiyet"tir. Bu aşamada, uygulamada hangi durumların devir ve intikal kavramına girdiğinin saptanması önem taşımaktadır. Maddenin uygulanabilmesi için, işyeri faal (işler) iken ve sigortalılar ile birlikte devir ve intikal olgusunun gerçekleşmesi zorunludur. İşyerinin işler durumda iken satılması, kiraya verilmesi, hibe edilmesi devir olarak, işverenin ölümü üzerine işyerinin işler durumda iken mirasçılara geçmesi, şirketin tür değiştirmiş olması da intikal olarak nitelendirilmelidir. Buna karşılık sigortalıların çalışmalarına son verilip işyerinin kapatılmasından sonra yeni bir işyeri açılması, işverenin sorumluluğu altında işyerinde başkalarının çalıştırılması, örneğin işyerinin işveren vekilince yönetilmesi gibi olgular, devir anlamında değildir. Belirtilmelidir ki; anılan maddede öngörülen sorumluluktan kurtulmak amacıyla danışıklı (muvazaalı) devir yoluna da gidilebilmektedir. Örneğin; işyeri kapatılmadığı halde kapatılmış gibi işlem yapılmakta, devir sözleşmesinin düzenlenmesinden kısa bir süre önce sigortalıların hizmet akitleri feshedilip daha sonra aynı sigortalılar yeni işverence yeniden işe alınmaktadırlar. Hatta işyerinin kapatılması amaçlanmadan, önceki sigortalıların tümü işten çıkartılıp başka sigortalılar işe alınarak, işyeri aynı amaçla ve önceki iş türüyle işletilebilmektedir. Bu gibi durumlarda, tarafların gerçek iradeleri, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde açıklanan objektif iyi niyet (dürüstlük) kuralı kapsamında yorumlanıp belirlenerek sonuca gidilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava irdelendiğinde; öncelikle belirtilmelidir ki, işveren konumunda yer almadıkları için davada taraf sıfatları da bulunmayan, davalı şirketin ortakları Burhan ve Halil yönünden pasif husumet yokluğu gerekçesiyle davanın reddi zorunludur.
15.10.2002-14.04.2003 tarihleri arasındaki sürelere ilişkin tespit istemi yönünden; özellikle, dava dışı A... Ltd. Şti.'nin tüm aktif ve pasifleriyle birlikte davalı şirket tarafından devir ve satın alındığı yönündeki davacı vekili iddiası kapsamında yöntemince araştırma yapılmalı; varsa, her iki şirket arasında düzenlenen sözleşme ve belgeler getirtilmeli, şirketlerin faaliyet durumları Ticaret ve Sicil Memurluklarından sorulmalı, A... Ltd. Şti.'ye ait işyerinin 506 sayılı Kanun kapsamında bulunduğu süreler açığa çıkarılmalı, bu belge ve kayıtlar dikkate alınmak suretiyle yapılacak irdelemeye göre devir veya intikal olgusunun varlığı saptanırsa, A... Ltd. Şti.'ye ait dört aylık sigorta primleri bordroları davalı Kurumdan getirtilerek bordrolarda yazılı sigortalıların bilgi ve görgüsüne başvurulmalı, tüm aramalara karşın bu kişiler bulunamadıkları takdirde, aynı çevrede faaliyet yürüten işveren ve bunların çalıştırdığı kimseler yöntemince belirlenerek ifadeleri alınmalı, belirdiği takdirde tüm tanık anlatımları arasındaki çelişkiler giderilmeli ve sözü edilen dönemde gerçekleştiği ileri sürülen çalışmaya yönelik olarak elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Devir veya intikal olgusunun kanıtlanamaması durumunda ise, taraf sıfatı bulunmayan davalı şirket hakkındaki istem pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmelidir.
14.04.2003 - 08.09.2003 dönemine gelince; tüm dosya içeriği ve yazılı belgelere, yargılama aşamasında bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların iddiayı doğrulayan anlatımlarına, yukarıda sözü edilen işçilik hakları davasında varılan sonucun ve kesinleşen hükmün, işbu tespit davası yönünden güçlü kanıt niteliğinde bulunmasına göre, davacının bu dönemde davalı şirket tarafından çalıştırılmasına karşın bildirim ve prim ödemelerinin yapılmadığı anlaşıldığından sigortalılık süresi aynen hüküm altına alınmalı; ücret yönünden ise, anılan işçilik hakları davasında yazılı kanıtlara dayanılarak saptanan tutarlar benimsenmelidir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davacıya geri verilmesine, 26.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy